yönünü

Ben bu tarafa gidiyorum, sen de o yöne git.

I'm going to go this way, and you go that way.

Bu yönünü daha önce hiç görmemiştim ve bu çok güzel bir şey bence.

Because I never saw this side of you, And I think that it's a beautiful thing.

Hayır, değil. Ama bir de şu yönden bak:

No, it's not, but look at it this way.

Bekle, ben de o yöne gidiyorum.

Wait, I'm going that way, too.

Ben o istiyor, biliyor musun, güçlü bir adam, ama onun hassas yönünü göstermek için korkmuyor birisi.

I think she wants, you know, a strong man, but someone that's not afraid to show his sensitive side.

Sen bu tarafa git, bende bu yöne.

You go this way, I'll go that way.

Ben o yöne gidiyorum.

I'm going that way.

Onun da dediği gibi tek bir yöne gidiyor.

Like he said, it's going one way.

Şimdi Amerikalı, doğru yöne dön de sana güzel bir hediye vereyim.

Now, American, turn the right way and I'll give you a pretty present.

Bir de bu yönden bak.

Look at it this way.