yüküyle

Bu ayak izleri aynı ağır adam tarafından ya da çok ağır bir yük taşıyan bir adam tarafından bırakıldı.

These footprints were made either by a very heavy man or a man carrying a very heavy burden.

Bir çocuk için büyük bir yük bu.

That's a lot for a kid to deal with.

Bu da yüklü bir para.

That's also a lot of money.

Yürekliliğine hayran kaldım Olivia ama on yıl böyle bir yükü taşımak için çok uzun bir süre.

I admire your courage, Olivia, but Ten years is a long time to carry that kind of burden.

Yeni bir ilişki üzerinde çok fazla yük var.

It's just too much pressure on a new relationship.

Kadın ona yüklü bir para getirdi.

She brought him a lot of money.

Bu biraz fazla bir yük.

It's kind of a lot.

Bu çok yüklü bir çek.

This is quite a check.

Ama en azından bu yükü paylaşacağım iki yeni ortağım var.

But at least I have two new partners to share the burden.

Tamam, her sabah buraya gel ve yükü al.

All right, come here every morning and take a load