yırtıcılar

İki kırık kaburga. köprücük kemiği. bir kaç parmak, kırık bir burun, yırtılmış dalak, kanama.

Two broken ribs. Collarbone. Several fingers, broken nose, ruptured spleen, internal bleeding.

Çok korumacı bir anne ve çok agresif bir yırtıcı bulduk.

We find a Very protective mother And a very aggressive predator.

Yaralar: ciddi göz travması, dalak yırtılması akciğerde delinme kırık kaburga kemiği, kanama.

Injuries: severe eye trauma, ruptured spleen punctured lung broken rib, internal bleeding.

Biliyorsun, Megan onun boynunda çürükler buldu kanama ve yırtılmış bir dalak.

You know, Megan found bruises on his neck, internal bleeding, and a ruptured spleen.

Bu iyi; çünkü evcil gibi davranan yırtıcı bir hayvan o.

That's good, 'cause she's a predator posing as a house pet.

Ne oldu bilmiyorum, ama yırtıp atsan daha iyi olur.

I don't know what happened, but you'd better tear that up.

Herkesin de bildiği gibi, ruh hayvanım doğanın en yırtıcı hayvanı, kurt.

As everyone knows, my spirit animal is nature's greatest predator, the wolf.

O ürkütücü bir yırtıcı ama şu an için aklında avlanmak yok.

She is a formidable predator, but at the moment hunting isn't on her mind.

Son on yıl içinde, Madagaskar bu yırtıcılar hakkında en kapsamlı kanıtları sağlamıştır.

In the last ten years, Madagascar has provided the most comprehensive evidence about these predators.

Bak ben Yırtıcı Kontrol Ekibi için çalışıyorum.

Look, I work for the predator control team.