Turkish-English translations for yaşam:

life · living, lives · lifestyle · being · lifetime · habitat · days · survival · experience · animation · existence · age · other translations

yaşam life

Bizim için hala bir yaşam var. Belki bunun gibi bir yerde.

There's still a life for us, a place maybe like this.

Ama yaşam bu kadar basit değil.

Well, life isn't that simple.

Bu yaşam ve ölümden daha büyük.

This is bigger than life or death.

Click to see more example sentences
yaşam living, lives

Ve o güzel bir evde yaşamaya gitti ve herkes onu sevdi, ve o çok ama çok mutluydu.

And she went to live in a beautiful house and all the people loved her, and she was very, very happy.

Her zaman için, yaşamaya değer bir şeyler vardır Martha.

Oh There's always something worth living for, Martha.

Sadece birlikte yaşamanın bir parçası

It's just part of living together.

Click to see more example sentences
yaşam lifestyle

Çünkü bu sıradan bir basket takımı değil, bir yaşam tarzı.

'Cause this isn't just a basketball team this is a lifestyle.

B dergisi B Genç kadınlar için bir yaşam tarzı dergisi.

b magazine," a lifestyle magazine for young women.

Ve karım ve çocuğum bu yaşam tarzına alışamaz.

And my wife and kid wouldn't fit into this lifestyle.

Click to see more example sentences
yaşam being

Ama sorun şu ki, bu nasıl bir yaşam olur?

But the question is, what kind of life would it be?

Çok değil, ama bir yaşam formu olabilir.

Not much, but it could be a life form.

Bu, Dünya'daki yaşam için kötü bir durum.

So that would be bad for life on Earth.

Click to see more example sentences
yaşam lifetime

New York Şehir Polisi bana yaşam boyu başarı ödülü vermek istiyor.

The New York City Police want to give me a lifetime achievement award.

Ve sen de yaşam boyu başarı ödülü alıyorsun, öyle mi?

And you're getting the lifetime achievement award, huh?

Bir yaşam boyu sürecek bir gösteri olacak.

It will be the performance of a lifetime.

Click to see more example sentences
yaşam habitat

Derin ve sığ suların kombinasyonu yunuslar için ideal bir yaşam alanı.

The combination of deep and shallow water is an ideal dolphin habitat.

Cehennem değer hepsine, doğal yaşam alanı

Hell is worth all that, natural habitat

Ah, evet meşhur insan yaşam alanı.

Ah, yes, our famous Human Habitat.

Click to see more example sentences
yaşam days

Burada her gün ölüm ve yaşam.

Every day here it's life and death.

Bir kapı daha kapatma Ve bir gün daha yaşamanın zamanı!

It's time to close another door And live another day!

Ve Vanessa bizimle yaşamaya, her gün bize neşe getirmeye devam ediyor.

And Vanessa continues to live among us, bringing us joy every day.

Click to see more example sentences
yaşam survival

Hayatta kal ve yaşamaya devam et.

Survive and keep on living.

Hiç bir yaşam formu hayatta kalamazdı.

No life form could have survived.

Küçük Scout ve Amber'in yaşama mücadelesi buna bağlı.

Little Scout and Amber's survival depends on it.

Click to see more example sentences
yaşam experience

Çok derin bir yaşam tecrübesi. Özür dilerim, ah, şu peçeteyi Tamam, sorun yok, sadece

A profound life experience sorry oh put this napkin no that's all right, just

Bazı yaşam deneyimi ile.

with some life experience.

Bu bir yaşam deneyimi.

It's a lifetime experience.

Click to see more example sentences
yaşam animation

Nasıl olur da bir hayvan belirli bir yaşam biçimine tam olarak uyum sağlayabilir.

How could an animal be so precisely adapted to a particular lifestyle?

Buzları çözülen mahkumları yaşama döndürme sürecinde şimdi son aşamaya giriliyor.

Cryo-prisoner defrosting re-animation sequence now entering final stage.

Mahkumları yaşama döndürme süreci artık son aşamaya giriyor.

Cryo-prisoner re-animation sequence now entering final stage.

Click to see more example sentences
yaşam existence

Basit ve huzurlu bir yaşam sürdürmek istiyorum sadece.

I just want to lead a simple and peaceful existence

Acınası, acınası, umutsuz bir yaşam biçimi.

It's a pitiful pitiful, desperate existence.

Yaşam vardır, ölüm yoktur.

Life exists, death doesn't.

Click to see more example sentences
yaşam age

Hatta bu yaşımda, hatta bu yaşımda bile, yaşam hakkında bir fikrim yok

Even at my age, at my age I don't have a clue about life

Ve bir ada yaşlandıkça, daha da çok yaşam alanı gelişir.

And as an island ages, so it develops more habitats.