yaklaştırıyor

Her dakika, onu bir dakika daha yaklaştırıyor.

Every minute brings him one minute closer.

Geçen her saniye onu korkunç bir ölüme yaklaştırıyor.

Every second brings her closer to a terrible death.

beni cennete bir adım daha yaklaştırıyor.

takes me one step closer to Paradise

Kardeşim, bu seni tanrıya daha fazla yaklaştırıyor.

Brother, this work brings you ever closer to God.

Ama bu basamak bizi bir adım daha yaklaştırıyor.

But this array brings us one step closer.

Her görev, bizi Goodchild rejimini alt etmeye daha da yaklaştırıyor.

Each mission brings us closer to defeating the Goodchild regime.