Turkish-English translations for yara:

wound · scarring, scar · injury · bruise · cut · gash · pain · sore · hurt · lesion · trauma · injured · insult · other translations

yara wound

Daha önce hiç açık bir yara ya da herhangi bir kanama görmemiştim.

I had never seen an open wound or any kind of bleeding before.

Bir yara, bir gizem onu benden uzak tutuyor.

A wound, some mystery is keeping him from me.

Ama değiller. Bunlar çıkış yaraları.

But they're not they're exit wounds.

Click to see more example sentences
yara scarring, scar

Görünüşe göre, terk edilmiş Hong Tae Seong'un yetimhaneye girmeden önce yara izi varmış.

The abandoned Hong Tae Seong apparently had the scar before he entered the orphanage.

Bir yara izi ya da dövme olabilir.

I mean, it could be a scar, a tattoo.

Gözlerinin etrafında bir çift yara izi var, hepsi bu.

You got a couple of scars around your eyes, that's all.

Click to see more example sentences
yara injury

İki polis vuruldu. Birçok yaraları var. Ve yeni bir şüpheli var.

I got two officers down, several injuries and a new suspect.

Bu çok benzersiz bir yara.

It's a very unique injury.

Çoklu kafa yaraları var elimizde.

We've got multiple head injuries.

Click to see more example sentences
yara bruise

Kırık bir bacak ve birkaç yara bere.

A broken leg and a few bruises.

Kırık kemik yok, yara yok.

No broken bones, no bruises.

Ama bu sefer yara-bere olmadan.

But this time without the bruises.

Click to see more example sentences
yara cut

Gerçekten kötü bir yara.

It's a really bad cut.

Her kesik, her yara, her yanık, farklı ruh hali veya zaman.

Each cut, each scar, each burn, a different mood or time.

Burada yara veya kesik gibi bir şey var sanki?

Is there like a bruise or a cut or something?

Click to see more example sentences
yara gash

Bu derin, derin bir yara.

That's a deep, deep gash.

Bu derin bir yara.

That's a deep gash.

Oldukça kötü bir yara.

It's quite a bad gash.

Click to see more example sentences
yara pain

Bayan, yanlış umut yalnızca acı yaratabilir

Lady, false hope can only cause pain.

Ama acıyı onlar yaratıyor.

But they're creating pain.

Yaratıcı, ağrın var mı?

Maker? Do you have pain?

Click to see more example sentences
yara sore

Belki de kusmuk, yara ve hastalıklar onu gerçekten korkutuyordur.

Maybe vomit and sores and disease really frighten him.

Tıpkı benim gibi yaraların var.

You have sores just like mine.

Bu yara hiç iyileşmeyecek.

This sore will never heal.

Click to see more example sentences
yara hurt

Bu mümkün değil, çünkü çok fazla insan yara alacak

It's not possible because too many people are gonna get hurt.

Eski yara, hâlâ acıyor mu?

Old wound. Does it hurt still?

Harry'nin rüyaları, yara izi acıyor.

Harry's dreams, his scar hurting.

Click to see more example sentences
yara lesion

Evet, Önemli olduğunu biliyorum çünkü hala yayılmakta olan yaraları var.

Yeah, I know that's important because they still have spreading lesions.

Üzgünüm, Georgia, ama virüs çok ileri boyutta bir Lampington hasarı yaratmış durumda.

I'm sorry, Georgia, but the virus has caused a very advanced case of Lampington's lesions.

Bir sürü yara. Tıpkı bizim aylak Walter Burns gibi.

Dozens of lesions, just like our floater Walter Burns.

Click to see more example sentences
yara trauma

Yok. Fiziksel yara izi yok.

No, no signs of physical trauma.

Dilinde yara var, Buccal Mucosam ve yanakta dairesel aşınma.

Trauma to her tongue, Buccal Mucosam and palate Circular abrasions.

yara injured

Ve sonra yara alıyor.

And then he gets injured.

Ölümcül bir yara almış Windsor'ı buldu ve ona yardım etmeye çalıştı.

He found a mortally injured Windsor, and he tried to help.

yara insult

Dur bir dakika. Göz bandı ve aşağılama taktiği işe yaradı yani?

Wait a minute, so the eye patch and the insults worked?