Turkish-English translations for yavaş:

slow · slowly · easy · gentle · gradual · will · soft · low · quiet · heavy · languid · other translations

yavaş slow

Senin için yavaş ama benim için iyi bir gece.

A slow night for you is a good night for me.

Tamam, yavaş ol.

Okay, slow down.

Tamam, yavaş dans.

OK, slow dance.

Click to see more example sentences
yavaş slowly

Bir kez daha deneyelim, ama bu kez biraz daha yavaş olalım.

Let's try it again, but a little more slowly this time.

Dikkatli ol, yavaş sür.

Be careful, drive slowly.

Yavaş sür, seni takip edeceğim.

Drive slowly, I'll follow you.

Click to see more example sentences
yavaş easy

Yavaş ve nazikçe, bir, iki, üç.

Nice and easy on one, two, three.

Derin ve yavaş nefes al. Sakin ol. Herkes ölmüş!

Deep and slow, Just breathe easy, Everybody's dead!

Tamam, güzel ve yavaşça.

Sorry. Okay, nice and easy.

Click to see more example sentences
yavaş gentle

Ve şimdi çok yavaşça üfle.

And now, very gently, blow.

Şimdi, nazikçe, yavaş yavaş.

Now, gently, slowly, slowly.

Çok yavaş, çok nazik

Very slowly, and gently..

Click to see more example sentences
yavaş gradual

Şu an ara sıra kelimeleri unutuyorsunuz ama yavaş yavaş hafıza kaybı kötüleşecektir.

You're occasionally forgetting words for now, but gradually your memory loss will worsen

Yavaş yavaş kalbim tek kelime etmeden ortaya çıkardı.

Gradually my heart revealed without saying a word.

Bu yavaş ve aşamalı bir işlem, ama işe yarıyor.

It's a slow and gradual process, but it works.

Click to see more example sentences
yavaş will

Bizi öldürecek ve bunu yavaş ve iğrenç bir şekilde yapacak.

He's gonna kill us, and it will be slow and ugly.

Irkımız yavaşça ölüyor ve sonsuza dek yok olacak.

Our race is slowly dying and will be gone forever.

Öyleyse iki kez yavaşça sana geri vereceğim

So I will give you back twice slowly

Click to see more example sentences
yavaş soft

Güzel ve yavaşça, baylar bayanlar.

Nice and soft, ladies and gentlemen.

Yavaş, yumuşak. Yüz yüze.

Slow, soft, face to face.

Yumuşak, tatlı, yavaş

Soft, sweet, slow

Click to see more example sentences
yavaş low

Yavaş yürü, sesini alçak tut ve beni takip et.

Move slow, keep your voice low and follow me.

Yavaş ve alçak.

Low and slow.

Daha yavaş yüzmeliyim? Nasıl düşük bir profil çizersin? Bir kitap kurduyum ve biraz da korkağım.

Swim more slowly? –How do you keep a low profile? –l'm a bookworm, a bit of a coward.

Click to see more example sentences
yavaş quiet

Yavaş ve sessiz.

Slow and quiet.

Yavaş ol, bu benim arabam.

Be quiet, it's my car.

Yavaş ve sessiz gideceğiz.

We'll go in slow, quiet.

Click to see more example sentences
yavaş heavy

Çok ağır ve yavaş.

Too heavy and slow.

Sen yavaş ve hantalsın!

You are slow and heavy!

Bak, anne ağır ve yavaş bir iPad sanki.

Look, Mom, it's like a really heavy, slow iPad.

Click to see more example sentences
yavaş languid

Yavaş ve uyuşuk bir şekilde salona girdik.

We filed slowly, languidly into the hall.