Turkish-English translations for yayın:

broadcasting, broadcast · transmission · air · publication · release · publishing · edition · issue · other translations

yayın broadcasting, broadcast

Dracula ve televizyon yayını gibi.

like Dracula and broadcast television.

Acil durum yayını, Bu bir acil durumdur.

Emergency broadcast! This is an emergency broadcast!

Ken, bu yayın için değil.

Ken, this is not for broadcast.

Click to see more example sentences
yayın transmission

O bir aktarım, bir titreşim, bir yayın.

It's a transmission, a pulse, a broadcast.

İnsan genomuyla etkileşime geçiyor sonra radyo yayını gibi bir çeşit dalga yayıyor.

It interacts with the human genome, Then emits a wavelength of sorts, like a transmission.

Bu frekans sadece acil yayın içindir.

Only emergency transmissions on this frequency.

Click to see more example sentences
yayın air

Ben bir canlı yayın karakteriyim.

I am an on-air personality.

Biz canlı yayın kişilikleriyiz.

It's okay. We're on-air personalities.

Evet bu yüzden yayındaki ismin "Müzik bilen Donna

Yeah, that's why your on-air nickname is "music-knowing donna.

Click to see more example sentences
yayın publication

Orası artık Ulusal Halk Radyo Yayın Merkezi.

It's a National Public Radio broadcast center now.

Doğru, ama benim kendi param var ve birçok yayın kuruluşuna yazılarımı veriyorum.

True, but I have my own money, and I contribute to many publications

Biz hıristiyan bir yayın eviyiz, Bay Crane.

We're a Christian publication, Mr. Crane.

Click to see more example sentences
yayın release

Bir şey için yayın formu gibi görünüyor.

Looks like a release form for something.

Kertenkele yaratık, bir tür biyolojik madde yaydı.

The lizard creature has released a biological agent.

Şimdi yayı serbest bırak.

Now, release the bow.

Click to see more example sentences
yayın publishing

Lauren Adrian, bu Samuel Denton Sentinel'in de sahibi olan yayın şirketinin yönetim kurulu başkanı.

Lauren Adrian, this is Samuel Denton the C.E.O. Of the publishing syndicate that owns the Sentinel.

Abercrombie and Blair" yayın evi kurucusu, sarhoş ya da ayık.

House of Abercrombie and Blair, publishers, drunk or sober.

Sadece sahip olduğumuz yayın evine bir bak Stiron, Tudion, Joyce Carlo, Snapickle

I mean, just look at our publishing house, we have: Stiron, Tudion, Joyce Carlo, Snapickle

Click to see more example sentences
yayın edition

ALICE LEZBİYENLER DİYARINDA" Merhaba, ben Alice Pieszecki. Alice Lezbiyenler Diyarında'nın çok çok özel yayını.

Hi, this is Alice Pieszecki, and this is a very very special edition of Alice in Lesboland.

Sadece bir serbest yayın işi.

It's just a freelance edit job.

Dinle, gazetelerin internet yayını var.

Listen, papers have online editions.

Click to see more example sentences
yayın issue

Yayın platformu, senin görüşlerin, feminism ile ilgili görüşlerin, ve Hughes, Mack değil.

Platform for issues, your concernes, your stand on feminism, and it's Hughes, not Mack.

Bu sansürlü bir yayın.

It's a censorship issue.