Turkish-English translations for yedek:

backup · spare · auxiliary · reserve, reserved · understudy · back · back-up, back up · replacement · substitute · reservist · alternate · extra · standby · sub · jury · pilot · other translations

yedek backup

Zafer için her zaman bir yedek plan vardır.

There's always a backup plan for victory.

Bir de yedek sistem var.

There's a backup system.

Bu şeyin standart yedek güç hücresi vardır.

This thing has a standard backup power cell.

Click to see more example sentences
yedek spare

Babam bencil olduğumu düşünüyor bu yüzden ona, doğum günü için yedek parça çalmak istiyorum.

My dad thinks I'm selfish, so I want to steal him some spare parts for his birthday.

Kardeşini ziyaret ediyor ama bana acil durumlar için yedek anahtarını bıraktı.

She's visiting her sister, but she gave me her spare key for emergencies.

Kullanabileceğim yedek bir diş fırçan var mı?

Do you have a spare toothbrush I could use?

Click to see more example sentences
yedek auxiliary

Ana ve yedek güç warp motorları, yaşam destek.

Main and auxiliary power warp engines, life support.

Sadece yedek güç.

Auxiliary power only.

Yedek güç birimi çalışmıyor.

Auxiliary power unit failure.

Click to see more example sentences
yedek reserve, reserved

Ama sonra anlaşmalar ve ana para kurumaya başladı ve birden bire yedek fon çok önemli oldu.

But then the deals and the funding dried up and suddenly that reserve became very important.

Hitler'in kendi yedek ordusu onun planını kullanıyor.

Hitler's own reserve army using Hitler's own plan.

Tek bir yedek oksijen tüpü var.

There's only one reserve oxygen flask.

Click to see more example sentences
yedek understudy

Ama dostum, Jenna Maroney, benim yedek oyuncum o olmalı.

But my friend, Jenna Maroney, she should be my understudy.

Yedeğin ne olduğunu biliyorsun, değil mi?

You know what an understudy is, right?

Sence yedek aktörüm Wendy bunu yapabilir mi?

Do you think my understudy Wendy can do it?

Click to see more example sentences
yedek back

Öyleydi ama annem gelemedi babamın yedek planı da taco ve tekila bu yüzden..,

I was, but Mom couldn't make it and Dad's back-up plan was tacos and tequila, so

Yeni bir kronometre aldım, ayrıca yedek güç kaynağımız da var.

I got a brand-new timer plus a back-up power source.

Yani başkan ve şerif hiç yedek bir plan tasarlamadılar mı, Liz?

So the mayor and the sheriff never contemplated a back-up plan, Liz?

Click to see more example sentences
yedek back-up, back up

Öyleydi ama annem gelemedi babamın yedek planı da taco ve tekila bu yüzden..,

I was, but Mom couldn't make it and Dad's back-up plan was tacos and tequila, so

Yeni bir kronometre aldım, ayrıca yedek güç kaynağımız da var.

I got a brand-new timer plus a back-up power source.

Yani başkan ve şerif hiç yedek bir plan tasarlamadılar mı, Liz?

So the mayor and the sheriff never contemplated a back-up plan, Liz?

Click to see more example sentences
yedek replacement

Ama ben onun yedeği olamam.

But I can't be her replacement.

İki tane güçlü ve sağlıklı yedek var.

I've got two strong and healthy replacements.

Konsey onu sadece bir yedek olarak destekliyor.

The council only supports her as a replacement.

Click to see more example sentences
yedek substitute

Teorik elemani hizmet etmeli paladyum için bir yedek olarak.

The theoretical element should serve as a substitute for palladium.

Sen sadece bir yedek oyuncuydun.

You were just a substitute.

Peki sen nesin, yedek psikiyatrist mi?

What are you a substitute shrink?

Click to see more example sentences
yedek reservist

Doktor Robert Banks. Psikolog ve aktif görevdeki bir donanma yedek askeri.

Dr. Robert Banks, psychologist and Navy reservist on active duty.

O bir yedek asker ve sanırım Saddam'ı seviyor.

He's an Army Reservist and he thinks I love Saddam.

Arlington'da ölü bir denizci yedek askerimiz var.

We've got a dead Navy reservist in Arlington.

Click to see more example sentences
yedek alternate

Her zaman bir yedek vardır.

There's always an alternate.

En azından yedek olarak.

At least as an alternate.

İlk yedek jüri üyesi, onun yerini alacaktır.

The first alternate juror will replace her.

Click to see more example sentences
yedek extra

Tabii ki yedek güvenlik olarak bana eşlik edebilirsin.

Of course you can join me as extra security.

Bir tane yedek kapak getirdim efendim.

I've brought an extra cover, sir.

Yedek anahtar var bayan?

Have you any extra keys, miss?

Click to see more example sentences
yedek standby

Brooklyn tersanesi. Yedek dalgıç.

Brooklyn Navy Yard, standby diver.

Len, Little Walter dahil olmak üzere eski yedekleri getirdi.

So Len brought in the old standbys, including Little Walter.

Bu yedek bilet.

This is standby.

yedek sub

Santiago Munez, süper yedek!

Santiago Munez, super sub!

yedek jury

Jüri yarın yedek üyelerle müzakerelere başlayacak.

The jury starts deliberating tomorrow, with alternates.

yedek pilot

Uçak kiralama şirketi, uçak imalatçısı yedek parça imalatçısı, elbette pilot.

Uh, the charter company, aircraft manufacturer, parts manufacturers, the pilot, of course.