yere

Bu yanlış zaman ve yanlış yer.

It's the wrong time and place.

Güzel bir yer.

A beautiful place.

Hayır, orası harika bir yer.

No, it's a great place.

Hadi, ben bir yer biliyorum

Come on. I know a place.

Belki de benim için uygun yer değildir.

Maybe it's not the place for me.

Bu yer ve sen ve sen.

This place and you and you.

Bu yer de ne böyle?

What is this place?

Ama gidecek başka bir yer yok.

But there's no other place to go.

Tamam, bunun için iyi bir yer.

Okay, good place for it.

Bir kadın için kolay bir yer değil, John.

This is not an easy place for a woman, John.