Turkish-English translations for yeterli:

enough · sufficient · reasonable · suffice · insufficient · working · adequate · inadequate · qualified · satisfying · suited · satisfactory · ample · capable · comfortable · competent · fit · proficient · other translations

yeterli enough

Bu tür şeyler söylemek istemiyorum ama o kadın senin için yeterince iyi değil!

I don't want to say things like this, but she's not good enough for you!

İkimiz için yeterince su ve yiyecek yoktu ve o intihar etti.

There wasn't enough food and water for both of us So he killed himself.

Herkes için yeterince var mı?

Is there enough for everyone?

Click to see more example sentences
yeterli sufficient

Eğer arkadaşlık yeterli bir koşul ise, aşk gerekli bir koşuldur

If friendship is a sufficient condition, love is a necessary condition.

Savaş planı için yeterli uçağımız var, ama

We have sufficient aircraft for the battle plan, but

Bu yeterli bir garanti olur mu?

Would that be sufficient guarantee?

Click to see more example sentences
yeterli reasonable

Evet. ama bu yeterli bir sebep değil.

Yeah. That's not a good enough reason.

Senin için yeteri kadar iyi bir neden mi?

Is that a good enough reason for you?

Bu yeterince iyi bir neden.

Well, that's a good enough reason.

Click to see more example sentences
yeterli suffice

Basit bir evet ya da hayır yeterli olur.

Now, a simple "yes"or" no" will suffice.

Eğer ilk suçu olsaydı kısa hapis cezası yeterli olurdu ama bu ilk suçu değil, değil mi Bayan Dalrymple?

If this were a first offense, then a short prison sentence might suffice, but this isn't the first offence, is it Miss Dalrymple?

Belki bu yeterli olacak.

Perhaps that will suffice.

Click to see more example sentences
yeterli insufficient

Kusura bakmayın Bay Halden ama görünüşe göre hesabınızdaki bakiye yetersiz.

I'm sorry, Mr. Halden, but it appears your account has insufficient funds.

Yani, onların yetersiz fonları var?

Do they have insufficient funds?

Senin yetersiz fonun var.

You have insufficient funds.

Click to see more example sentences
yeterli working

Bu insanlar için yeterince uzun süredir çalışıyorum.

I've been working for you people long enough.

Bu olmuyor ve yarın yeterince iyi değil.

This isn't working and tomorrow isn't good enough.

Küçük bir yaratık için yeterli. Bir böcekte işe yaradı hatta belki küçük bir balıkta da.

Enough for a small creature it worked on an insect, maybe even a small fish

Click to see more example sentences
yeterli adequate

Biliyor musun? Bazen bir "evet ya da hayır" cevabı yeterli oluyor.

You know sometimes a simple "yes or no" answer is adequate.

Bir aşı değil ama, kısa süre için yeterli koruma sağlıyor.

It's not a vaccine but it offers adequate protection in the short-term.

Bu yeterli bir açıklama değil.

That's not an adequate explanation.

Click to see more example sentences
yeterli inadequate

Evet, onun lazer gibi keskin kelimeleri ve onun yetersiz maaşı Punjap çapında çok iyi bilinmektedir.

Yeah. His laser-sharp words and his inadequate salary are well known throughout the Punjab.

Onun lazer keskin bir deyişle ve yetersiz maaş de Pencap boyunca bilinmektedir.

His laser-sharp words and his inadequate salary are well known throughout the Punjab.

Teklif ettikleri avans, her zaman olduğu gibi, yetersiz.

The advance that they offered was, as usual, inadequate.

Click to see more example sentences
yeterli qualified

Sen görev için bile yeterli değilsin.

You're not even qualified for the mission.

Seni öldürmek için yeterli değiliz

We're not qualified to kill you

Ama bir kredi almak için henüz yeterli değil.

But you don't qualify for a credit yet.

Click to see more example sentences
yeterli satisfying

Ama bu yeterince tatmin edici değildi.

But that wasn't satisfying enough.

İnanç, resmi bir duruşma için yeterli kanıt olduğuna ikna olmuştur. Sör Loras ve Kraliçe Margaery için.

The Faith is satisfied there is enough evidence to bring a formal trial for Ser Loras and Queen Margaery.

Aynı şeyleri yapmaktan yeterince tatmin olur.. Ya da daha kötüsü bazı aptal hohenzollern'lerin altında.

Would be satisfied enough doing the same things or worse, under some stupid hohenzollern.

Click to see more example sentences
yeterli suited

Kostüm yeteri kadar güçlü değil.

This suit isn't strong enough

Hart, bu süitin senin için yeterince büyük olduğuna emin misin?

Hey, Hart, you sure this suite is big enough for you?

Bu oda yeterince büyük yoksa bir süit mi tercih edersin?

Is this room big enough, or would you prefer a suite?

Click to see more example sentences
yeterli satisfactory

Bu yeterli bir cevap değil.

That is not a satisfactory answer.

Seni kesinlikle yeterli buluyorum.

I find you absolutely satisfactory.

O tatminkar oldu ve görevlerini yeterli düzeyde yerine getiriyor.

He's been satisfactory and performs his duties adequately.

yeterli ample

İhtiyacımız olan her şey var. yeterli doğal ışık, temiz, sağlam tabureler.

It's got everything we need ample, natural light; clean, sturdy stools.

İnan bana yılda bir kez yeterli.

Believe me, once a year is ample.

Demek istediğim yeterince fırsatı vardı.

I mean he's had ample opportunity.

yeterli capable

Evet, yeterli bir ordusu var.

Yes, he has a capable army.

Bize yeterince zaman almak gerekir FTL yeteneği geri.

It should buy us enough time to restore ftl capability.

Kabiliyetli değil, yeterli değil.

He's not capable, not competent.

yeterli comfortable

Tabii ki çok zordu, ama yeteri kadar rahattı.

Of course it was very difficult, but comfortable enough.

Ritz-Carlton değil ama kısa dönem için yeterince rahat.

It's not the Ritz-Carlton, but it's comfortable enough for short-term.

Downton benim için yeterince rahat.

Downton's comfortable enough for me.

yeterli competent

Yetenekli bir dövüşçüsün ama yeterince iyi değil.

You're a competent fighter but that isn't good enough.

Kabiliyetli değil, yeterli değil.

He's not capable, not competent.

yeterli fit

Hıyarın biri, peder Herman James, Jr. Azınlıklara yeteri kadar verilmiyor.

A hard-on, Reverend Herman James, Jr."Not enough minorities doing the joint-fitting.

yeterli proficient

Teknik olarak yeterli ama tamamen sıkıcı.

Technically proficient but totally boring.