Turkish-English translations for yumuşak:

soft · smooth · sweet · gentle · tender · mild · supple · mellow · easy · kindly · limp · velvet · floppy · light · malleable · loose · mushy · plastic · bland · flexible · honey · smoother · flabby · ductile · yielding · other translations

yumuşak soft

Yoksa köpek gibi çok yumuşak mı? Yoksa çürük meyve gibi, kötü yumuşak mı?

Was it good soft, like a puppy or was it bad soft, like rotten fruit?

Yumuşak bir iniş yapmak için çok fazla ağırlık var.

It's too much weight to give a soft landing.

Çay gibi kokacak ve yumuşak bir iniş yapacak, efendim.

Gonna smell like tea And have a nice, soft landing, sir.

Click to see more example sentences
yumuşak smooth

Hepsinde sinir bozucu bir enerji var ve hepsi bir bebek kadar pembe ve yumuşak.

They have all this annoying energy and they're all pink and smooth like a baby.

Yumuşak ve pürüzsüz.

Soft and smooth.

Pekala, çok yumuşak bir uçuş olacak sanırım.

Well, it should be a pretty smooth flight.

Click to see more example sentences
yumuşak sweet

Çok sıcak, yumuşak ve tatlı.

So warm, soft and sweet.

Öyle yumuşak, ve öyle tatlı kokuyorsun ki.

You're so soft and smell so sweet.

Çok yumuşak ve pembe Ve tatlı da.

It's all soft and pink. . and sweet.

Click to see more example sentences
yumuşak gentle

Yumuşak ve nazik.

Soft and gentle.

Ama yumuşak, kibar elleri vardı.

But he had soft, gentle hands.

Tatlı ve yumuşak.

Sweet and gentle.

Click to see more example sentences
yumuşak tender

Yumuşak ve sağlığınız için çok iyi.

Very tender and very good for you.

Hoş bir yüz ve yumuşak bir gülüş.

A lovely face and a tender smile.

Gerçekten tatlı ve yumuşak.

It's really sweet and tender.

Click to see more example sentences
yumuşak mild

Gevrek kabuk, sığır kıyması, marul, yumuşak sos, Ve tabi ki, dilimlenmiş Çedar peyniri!

Crunchy shell, ground beef, lettuce, mild sauce, and of course, shredded cheddar cheese!

Bazen soğuk ve kurak, bazen yumuşak ve yağışlı.

Sometimes cold and dry, sometimes mild and wet.

Bir an paranoyak, sonra sakin, yumuşak ve rasyonel.

One moment paranoid, the next calm, mild, rational.

Click to see more example sentences
yumuşak supple

Her bulutun bir yumuşak deri astarı vardır.

See? Every cloud has a supple leather lining.

Yumuşak, güzel eller uzun, dolgun parmaklar.

Soft, lovely hands, long, supple fingers.

Esnek ve yumuşak bir deri.

Skin soft and supple.

Click to see more example sentences
yumuşak mellow

Sen hırsız değilsin yumuşak.

Well, you're no thief, mellow.

Ne? Neden sana yumuşak diyorlar?

Why do they call you mellow?

Aslında çok yumuşak hissettiriyor.

It actually feels pretty mellow.

Click to see more example sentences
yumuşak easy

Yumuşak ve basit, anladın mı?

Soft and easy to understand?

Bay Green yumuşak ve nazikçe.

Mr. Green, soft and easy.

O yumuşak birşeyler istedi, ama sert de. sert, işlevsel, estetik, değiştirmesi kolay.

She wanted something soft but hard too. Solid, functional, esthetic, easy to replace.

Click to see more example sentences
yumuşak kindly

İlk kez onları daha yumuşak bir kızgınlıkla hatrlıyorum, bir çeşit, sevgi dolu bir kin..

For the first time I thought of them with mild resentment, a kind of affectionate grudge.

Yumuşak ve nazik bir kız.

A girl who's gentle and kind.

Ne tür bir sersem yumuşak klozet oturağı alır?

What kind of lunatics would buy squishy toilet seats?

Click to see more example sentences
yumuşak limp

Çok sert değil çok yumuşak değil ve ağızda nişasta tadı bırakmıyor.

Not too firm, not too limp, and no starchy aftertaste.

Yumuşak ve terli.

Limp and sweaty.

Unutmayın, çok yumuşak.

Remember, very limp.

Click to see more example sentences
yumuşak velvet

Ben, yol gibi kıvrımları olan ve dudakları kadife kadar yumuşak bir kadını arıyorum.

I'm looking for a woman with curves like a country road, and lips soft as velvet.

Yumuşak deri, modern üretim ayaklar kadife içinde gibidir.

Soft leather, modern manufacturing, feet wrapped in velvet.

Ellerinizi kadife gibi yumuşak tutar.

Keeps your hands soft as velvet.

Click to see more example sentences
yumuşak floppy

Küçük gri kız bir kılıç ve yumuşak tüylü bir şapka.

Little grey girl. A sword and a floppy hat.

Kırmızı burun ve yumuşak ayakkabıları da unutma.

Don't forget the red nose and floppy shoes.

Bu doğru değil, yumuşak tavşan. Hımm.

Ain't that right, Floppy Rabbit?

Click to see more example sentences
yumuşak light

Ama yumuşak! Şu pencereden süzülen ışık da ne?

But soft, what light through yonder window breaks?

Sen, bilirsin.. Mum ışıkları yumuşak müzik ve hepsi.

You know.. candle-lights, soft music, and all that.

Her şey yumuşak, ışıklar egzotik.

Everything's soft, the lighting's exotic.

yumuşak malleable

Sizin de gördüğünüz gibi, bu metal alışımın yumuşak değerleri yüksek yoğunluş ve homojen yapısı vardır.

So as you can see, the alloy's tensile malleability is remarkably high given its density and homeotropic structure.

Bu kokusuz ve yumuşak.

It's odorless and malleable.

Eric yumuşak başlıydı, değil mi?

Eric was malleable, wasn't he?

yumuşak loose

Yumuşak, sarı, gevşek.

Soft, yellow, loose.

Bende de yumuşak jöle. Tamam.

I have some loose Jell-O, okay.

yumuşak mushy

Güzel kadınlar onları yumuşak ve duygusal yapıyor.

A pretty woman makes them soft and mushy.

Belki de ilk servisim biraz yumuşak kaçtı.

Perhaps my first serve's getting a little mushy.

yumuşak plastic

Tuz buza benziyor çünkü yumuşak ve plastik, bu yüzden o da akıyor.

Salt is similar to ice because it's soft and plastic, which is why it flows.

Evet, şöyle büyük yumuşak topları olan, ve uzun plastik bir şey.

Yeah, the one with the huge squishy balls and the long plastic thingy.

yumuşak bland

Evet, Büro'nun yumuşak duvarları için biraz geç oldu.

Yeah, it's a little late for the bland bureau walls.

Yumuşak, tatsız yararsız.

Bland, unappetising, useless.

yumuşak flexible

Çok yumuşak ve esnek.

So smooth and flexible.

yumuşak honey

O yumuşak bal rengi saçlar.

That soft honey-blonde hair.

yumuşak smoother

Ve bazen yolculuk biraz yağlanma ile daha yumuşak olabilir.

And sometimes the trip is smoother with a little lubricant.

yumuşak flabby

Tamamen yumuşak ve sarkığım.

I'm all squishy and flabby.

yumuşak ductile

Hafniyum bir yumuşak metaldir, çapraz kesimiyle çok sayıda nötron zapt eder.

Hafnium is a ductile metal With a high neutron-capture cross-section.

yumuşak yielding

Zarif ve yumuşak, sıcak ve teslim olmuş.

It's soft and gentle warm and yielding.