zamanlar

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Uzun zaman önce, bir zamanlar bana ne dediğini hatırlıyor musun?

Do you remember what you told me once, a long time ago?

Ya o zamanlar sen kötü bir şey yaptın ya da sana biri bir kötülük yaptı.

Either you did something really bad back then or something really bad was done to you.

Bir zamanlar bir arkadaşım vardı fakat uzun süre önce öldü.

I had a friend once but she died a long time ago, sir.

Belki bir zamanlar, evet ama şimdi değil.

Well, maybe at one time, yeah, but not now.

Bir zamanlar doktor bir dostum da bana aynı şeyi söylemişti.

You know, a doctor friend once said the same thing to me.

Muhtemelen bir zamanlar hayatında iyi arkadaşları varmış hatta belki iyi bir adam

You know, she probably had some nice friends once, and maybe even a nice guy.

O zamanlar için gerçekten üzgünüm.

I'm really sorry about that time.

Bir şey yapmak için doğru ve yanlış zamanlar vardır.

There's a right time and a wrong time to do things.

O zamanlar ne olduğunu anlat bana.

Tell me what happened back then.