zarları

Sadece bazen ne dediğini zar zor anlayabiliyorum. Ve beni anlıyor musun, merak ediyorum.

It's just sometimes I barely understand what you're saying and I wonder if you understand me.

O acı, o korku, o umutsuzluk seni başka biri yapıyor. Zar zor tanıdığın biri.

That pain, that fear, that despair has made you someone else, someone you barely recognize.

Seni hastaneden beri zar zor gördüm, ve biz beraber yaşıyoruz.

I've barely seen you since the hospital, and we live together.

Şu an zar zor nefes alıyor gibi görünüyor.

It kinda looks like he's barely breathing at all now.

Zar zor birlikte vakit geçiriyoruz ve bu seni rahatsız etmiyor gibi.

We hardly spend any time together, and it doesn't seem to bother you.

Bu yüzden de bu zar senin kaderini belirleyecek. Bir, iki, üç, dört, beş, altı.

So, this dice will decide your fate. one, two, three, four, five, six.

Sadece bazen ne dediğini zar zor anlayabiliyorum.

It's just sometimes I barely understand what you're saying.

Seni zar zor görüyorum ve yalan söylediğini biliyorum.

I can barely see you, and I know you're lying.

Aman Tanrım, zar zor nefes alıyor.

Oh, my God, she's barely breathing.

Adam zar zor İngilizce konuşuyor, at kuyruklu ve gerçekten kıllı bir göğsü var.

He barely speaks English, has a pony tail and this really hairy chest.