Turkish-English translations for zeka:

intelligence · mind · brains, brain · wit, wits · intellect · genius · cleverness · mentality, mental · teaser · ingenuity · sense · wisdom · acumen · intellectual · long · subtlety · understanding · quick wit · acuity · other translations

zeka intelligence

Eski St. Louis'in altında gömülü olan eski bir uzay gemisi. Tanrı olmaya çalışan bir yapay zeka.

It's an ancient spaceship buried under Old St. Louis, an artificial intelligence pretending to be a God.

Eğer güzellik ve zeka istiyorsa onun adamı sensin.

Well, if he wants beauty and intelligence you're his man.

Dünya onun güzelliği ve zekâsını sevdi.

The world loved her beauty and intelligence.

Click to see more example sentences
zeka mind

Bu şey her yerde ve kendine ait zekası da var.

This thing is everywhere, and it's got a mind of its own.

Çünkü etkileyici bir zekân var.

Because you have an impressive mind.

Sivri zeka ve bir kibrit vücudu

Sharp mind and a body to match

Click to see more example sentences
zeka brains, brain

Bana biraz zeka gösterin.

Show me some brains.

Güzellik, zeka ve bir kumarbazın kalbi. Ölümcül bir terkip.

Beauty, brains and a gambler's heart, a lethal combination.

Güzellik, zeka ve bir kumarbazın kalbi.

Beauty, brains and a gambler's heart

Click to see more example sentences
zeka wit, wits

Bu gece zekâ, bilgelik ve tartışma üzerine olacak.

Tonight is about wit and wisdom and discussion.

New York zekası!

New York wit?

Sen yarım akıllı ve geri zekâlısın.

You're a half-wit and a retard.

Click to see more example sentences
zeka intellect

Harikulade bir zekâsı var ve ben onu etkileyici buluyorum.

He just has a brilliant intellect and I find him fascinating.

Zeka tek başına bir savaşta işe yaramaz, Bay Spock.

Intellect alone is useless in a fight, Mr. Spock. You

Bir homo sapiens için etkileyici bir zekân var.

You show impressive intellect for a Homo sapiens.

Click to see more example sentences
zeka genius

Sanırım o süper zeka ya da onun gibi bir şey.

Guess he was a super genius or something.

Ama ben süper zekâ değilim ki.

But I'm no super genius.

Çocuk ya bir dâhi ya da geri zekâlı.

Kid's either a genius or an idiot.

Click to see more example sentences
zeka cleverness

Bu zekâ değil.

That's not clever.

Hakkında çok şey duyduğum o eski Quark zekası nerede?

Where's that old Quark cleverness I've heard so much about?

Çeviklik ve umuyorum ki, zeka da benim üstünlüğüm olacak.

The agility, and I hope the cleverness, is mine.

Click to see more example sentences
zeka mentality, mental

Ufak bir zeka testi.

It's a little mental test.

Zeka küpü, biliyorum. Ama bir gün bu mantıklı gelecek.

Mental Rubik's cube, I know, but one day it'll make sense.

Tipik Hindistan zekası değil

Not typical lndian mentality..

Click to see more example sentences
zeka teaser

Bu zeka oyunu falan değil.

That's not a brain teaser.

Penny'nin bu sabahki zeka oyunu.

Penny's brain teaser this morning.

Flash kartlar ve.. zeka bulmacaları.

Flash cards, and brain teasers.

Click to see more example sentences
zeka ingenuity

Amerikan zekâsı ve birkaç paket Amerikan sigarası.

American ingenuity and a few packs of lucky strikes.

Ama eski güzel insan zekası zamanla kazandı.

But good old human ingenuity eventually won out.

Evet Hadley, biz şeytani zekanın tersiyle karşı karşıyayız.

Yes. Hadley, we're up against an opposition of fiendish ingenuity.

Click to see more example sentences
zeka sense

Bir geri zekâlı ya da çarpık bir mizah anlayışı olan katil.

An idiot, or a daring killer with a warped sense of humor.

Zeka küpü, biliyorum. Ama bir gün bu mantıklı gelecek.

Mental Rubik's cube, I know, but one day it'll make sense.

zeka wisdom

Bu gece zekâ, bilgelik ve tartışma üzerine olacak.

Tonight is about wit and wisdom and discussion.

Onların bilgisi ve zekası bugün hayal bile edilemez.

Their wisdom and knowledge are unimaginable today.

zeka acumen

Ticari zeka, fikirler ve dostluk.

Business acumen and ideas and friendship.

Balıkçıları ipnotize etmek ticari zeka değildir, Barnabas.

Hypnotizing fishermen isn't business acumen, Barnabas.

zeka intellectual

Sadece fiziksel değil, zeka olarakta farklıydı.

Not just physically, but intellectually.

Martine ve ben zeka olarak birbirimize uyuyoruz.

Martine and I are intellectually compatible.

zeka long

Kimber'ın zeka çizgisi çok uzun.

Kimber's head line is really long.

zeka subtlety

Zeka, abartılmış bir sanat.

Subtlety's an overrated art.

zeka understanding

Senin askerî dehanı ve zekâvetini takdir ediyorum.

I appreciate your generalship and your understanding

zeka quick wit

Her neyse, kıvrak zekâm beni acı sondan kurtardı.

Anyway, my quick wit saved mefrom a grizzly fate.

zeka acuity

Zihinsel zekâsını kullanıp, hipnoz ve telkin uygulayan kimse.

Someone who uses mental acuity,hypnosis and or suggestion.