Turkish-English translations for zevk:

pleasure · taste · enjoyment, enjoying · fun · good taste · delighted, delight · joy · man · life · treat · liking, like · relish · sweet · preference · palate · other translations

zevk pleasure

Sizinle tanışmak bir şeref, efendim... .ve bir zevk, ve ben sadece, sadece tüm yardımlarınız için teşekkür etmek istiyorum.

Well Well, it's an honour to meet you, sir, and a pleasure and I just wanna thank you for all your help.

Sizinle tanışmak büyük bir zevk.

A great pleasure to meet you.

Sizinle yapmak büyük zevk.

It's pleasure doing business with you

Click to see more example sentences
zevk taste

Bence tüm bu oda kötü bir zevk için harika bir örnek.

Well, I think this whole room is a great example of bad taste.

Çok iyi bir zevkin var Charlie.

You have really good taste, Charlie.

Bunu söylemekten nefret ediyorum ama Ann Perkins'in berbat bir yüzük zevki var.

I hate to say this, but Ann Perkins has terrible taste in rings.

Click to see more example sentences
zevk enjoyment, enjoying

Biz sihirli ve hiçbir iblisler ile yeni bir hayat kutlamak için buradayız, neden biz sadece zevk değil mi?

We're here to celebrate our new life with no magic and no demons, so why don't we just enjoy it?

Ve tahmin et ne, bundan zevk aldım.

And guess what, I enjoyed it.

Kendin ol ve zevk al.

Be yourself and enjoy it.

Click to see more example sentences
zevk fun

Ben de öyle. O şekilde daha zevkli olur.

So do I. It's much more fun that way.

Evet, bu çok zevkli.

Yes, this is fun.

John, bu zevkli, değil mi?

Just John, this is fun, right?

Click to see more example sentences
zevk good taste

Adamın iyi bir zevki var.

The guy's got good taste.

Çok iyi bir zevkin var.

You have very good taste

Özellikle böyle iyi bir kitap zevki olan biriyle.

Especially one with such good taste in books.

Click to see more example sentences
zevk delighted, delight

Bu çok zevkli, değil mi?

This is delightful, isn't it?

Seninle konuşmak her zaman bir zevk, hayatım.

Always a delight talking to you, too, darling.

Seni görmek bir zevk, Barbara.

Delightful to see you, Barbara.

Click to see more example sentences
zevk joy

Çelik ve etin verdiği zevk ölüm ve hayat. Öfke ve kasların teri. Saf zevk ve en derin keder.

The ecstasy of steel and flesh death and life of rage and sweat of muscle of pure joy and deepest sorrow.

Şey, bu bir zevk meselesi, bu

Well, it's a joy thing, it's not

Bu benim için bir yük değil, hayatımın en büyük zevki.

That is not a load, is the greatest joy of my life.

Click to see more example sentences
zevk man

Evli, yaşlı bir erkek olsam da bu bana büyük bir zevk verir.

Though I am an old married man, it would give me great pleasure.

Olabilir. Charlie, seninle tanışmak büyük bir zevk.

Charlie, man, it's a pleasure to meet you

Bu adam zevk için öldürür.

This man kills for pleasure.

Click to see more example sentences
zevk life

Biz sihirli ve hiçbir iblisler ile yeni bir hayat kutlamak için buradayız, neden biz sadece zevk değil mi?

We're here to celebrate our new life with no magic and no demons, so why don't we just enjoy it?

Hayatın bir kısmı da zevk için olmalı.

Some of life needs to be for pleasure.

Bu benim için bir yük değil, hayatımın en büyük zevki.

That is not a load, is the greatest joy of my life.

Click to see more example sentences
zevk treat

Bu, benim için büyük bir zevk.

This is such a treat for me.

Yo, bu gerçekten benim için bir zevk.

No, this is a real treat for me.

Bizim için bu büyük bir zevk.

This is such a treat for us.

Click to see more example sentences
zevk liking, like

Senin gibi birini ağırlamak gerçek bir zevk.

It's a real pleasure having someone like you visit.

İyi bir yer olarak görünüyor. Basit zevk. Bu kurt bir tilkidir.

looks like a good place simple pleasure that woof is a fox

Daha ziyade bir tur. Zevkler dünyasında bir tur.

More like a tour, a little tour of pleasures.

Click to see more example sentences
zevk relish

Sıklıkla ve büyük bir zevkle.

Frequently and with great relish.

Ben kan döktüm ve bundan zevk aldım.

Blood! I've drawn blood and I relished it!

Erkekler onları zevkle sular

Men water them with relish.

zevk sweet

Tatlı çocuk, bu benim için zevktir.

Sweet child, it'll be my pleasure.

Zevkli köpükler, Bay Zadir.

Sweet suds, Mr. Zadir.

zevk preference

Ben aşkı sadece zevk olarak düşünmeyi tercih ederim.

I prefer thinking of love simply as pleasure.

Bugünlerde kızların çok tuhaf zevkleri var.

Girls these days have weird preferences.

zevk palate

Damak zevkin çok yavan.

Your palate is so pedestrian.