ziyarete

Peki, belki de sizin için büyük bir anlaşma değil, ama o benim tek kardeşim, biz asla onu ziyaret gitmek.

Well, maybe it's not a big deal to you, but she's my only sister, and we never go visit her.

Gerçek bir abla gibi. Ve sadece bir saat uzaklıkta, yani babacık istediği zaman gelip ziyaret edebilir.

Like a real big sister, and it's only an hour away, so daddy can come visit whenever he wants to.

Ama merak etme. Seni her gün ziyaret edeceğim.

But don't worry, I'll visit you every day.

Burası ziyaret etmek için güzel bir yer, ama eve dönmek için hazırım.

This has been a nice place to visit, but I'm ready to come home.

Uğradığın için sağ ol. Ama aslında pek de Ziyaret için pek de uygun bir zaman değil.

Thanks for stopping by but it's actually not the best time for a visit, so

Ve sadece bir saat uzaklıkta, yani babacık istediği zaman gelip ziyaret edebilir.

And it's only an hour away, so Daddy can come visit whenever he wants to.

Birkaç ay önce Steve beni Manhattan'da ziyarete geldiğinde bana çok önemli bir soru sordu.

A few months ago, when Steve was visiting me in Manhattan, he asked me a very important question.

Bu hafta sonu annemi ve babamı ziyaret etmek için eve gidiyorum.

I'm going home for the weekend to visit my mom and dad.

Aslında, bu bir ziyareti.

Actually, this is a business call.

Ama korkarım ki bu sosyal bir ziyaret değil.

But I am afraid this is not a social visit.