Turkish-English translations for zorlayıcı:

challenge, challenging · compelling · demanding · drastic · insistent, insist · compulsive · exigent, exigency · other translations

zorlayıcı challenge, challenging

Ben biliyorum çünkü bu zor Bu çok zor bir gün oldu Cadet Stansbury için.

This is difficult because I know it's been a very challenging day for Cadet Stansbury.

Zorlu bir kariyer de değil.

This is not a career challenge.

Tricia ve ben güçlü ve sevecen evlilikle kutsandık ama güçlü evlilikler bile zorluklarla karşılaşır.

Tricia and I have been blessed with a strong and loving marriage, but even strong marriages face challenges.

Click to see more example sentences
zorlayıcı compelling

Şerif Carter çok mantıklı ve zorlayıcı bir iddiada bulundu.

Mm-hmm. Sheriff Carter presented a very logical and compelling argument.

Özür dilemek için çok zorlayıcı bir yolun var.

Well, you have a very compelling way of apologizing.

Onu bir barda gördüm ve kendimi onunla yüzleşmek zorunda hissettim.

I saw him in a pub and I felt compelled to confront him.

Click to see more example sentences
zorlayıcı demanding

Böyle büyük bir talebi görmezden gelmek çok zor.

It's hard to ignore such a large demand.

Yarın ve sonraki gün fiziksel olarak zorlayıcı olacak.

Tomorrow and the day after will be physically demanding.

Bugün çok zorlu bir müşterim vardı.

I had a very demanding customer today.

Click to see more example sentences
zorlayıcı drastic

Bu biraz zorlayıcı, sence değil mi?

That's a little drastic, don't you think?

Zorlayıcı ve pahalı görünüyor.

That seems drastic and expensive.

Bu çok zor olmalı. Hayatının bu kadar şiddetli biçimde değişiyor olması.

This must be difficult, your life changing so drastically.

Click to see more example sentences
zorlayıcı insistent, insist

Şimdi, bunu size yapmak zorunda olduğum için üzgünüm, ama ısrar ediyor!

Now, I'm sorry to have to do this to you but, he insists!

Korkarım ki ısrar etmek zorundayım.

I'm afraid I have to insist.

Maalesef ısrar etmek zorundayım Bay Castle.

I'm afraid I must insist, Mr. Castle.

Click to see more example sentences
zorlayıcı compulsive

Ve tabii ki, hepsi çok titiz, zorlayıcı olarak düzenli, inatçı ve para konusunda aşırı derecede cimriler.

And of course, all of them are finicky, compulsively tidy stubborn and extremely stingy with money.

Ve ayrıca muhtemelen biraz zorlayıcı ve saplantılıyım.

And I'm probably also a little obsessive-compulsive.

Bomba yapmak çok zorlayıcı bir faaliyettir. Kundakçılık gibi.

Bomb making is a compulsive activity, much like arson.

Click to see more example sentences
zorlayıcı exigent, exigency

Zorlayıcı şartlar." Tanrım!

Exigent circumstances." Jesus.