çıkalım

Bir şey çıkmadı. Ehliyet, parmak izi, tutuklama, hiçbir şey yok.

Kein Führerschein, keine Fingerabdrücke, keine Haftbefehle, gar nichts.

İyi bir cadı izlerini gizler. Ama ondan daha iyi olan izleri ortaya çıkarır.

Eine gute Hexe verwischt ihre Spuren, aber eine bessere, kann sie wieder aufdecken.

Kontrolden çıkmış tamir Droid'leri, insanları parçalıyorlar.

Außer Kontrolle geratene Reparatur-Androiden, kannibalisieren Menschen.

Lütfen, beni buradan çıkarmak zorundasın.

Bitte, Sie müssen mich hier rausholen.

Bunların hepsi çileden çıkarıcı Şamatacı, farfaracı, hesapçı

Sie sind ein menschlich depraviertes Halbvertiertes, ungeniertes

Ben de ne zaman ortaya çıkacağını merak ediyordum.

Ich hab mich schon gefragt, wann Sie auftauchen.

Dün gece iyi çıkardın.

Gute Arbeit letzte Nacht.

Mürekkep, ketende solgun pembe bir iz bırakarak çıkar.

Tinte lässt sich leicht auswaschen, hinterlässt einen blassrosa Fleck.

Beni buradan çıkarabilir misiniz?

Können Sie mich hier rausholen?

Kaslar ve hücreler oksijen yerine şeker yaktığında ortaya çıkar.

Wenn Muskeln Zucker statt Sauerstoff verbrennen, entsteht Milchsäure.