Turkish-German translations for çalıştırmak:

trainieren · laufen, gelaufen · antreiben · üben · beschäftigen · anstellen · bedienen · andrehen · betätigen · führen · other translations

çalıştırmak trainieren

Şu anda çalışmak istiyorum.

Jetzt will ich erstmal trainieren.

Oh, ve hatırlıyor musun Johnnie nasıl da her zaman bahçesinde üstsüz çalışırdı?

Oh und erinnerst du dich, wie Johnnie immer mit freiem Oberkörper in seinem Garten trainierte?

Çok sıkı çalışıp tüm yarışmaları kazanırsın.

Du trainierst hart. Du gewinnst alle Wettbewerbe.

Click to see more example sentences
çalıştırmak laufen, gelaufen

Ağlarımız hâlâ çalışıyor, değil mi?

Unsere Netzwerke laufen noch, oder?

Tüm motorlar çalışıyor.

Alle Triebwerke laufen.

Şu anda yürümeye ve konuşmaya çalışıyor ve ben de bunların bir parçası olmak istiyorum.

Jetzt versucht er zu laufen und Wörter zu bilden und ich will ein Teil von alldem sein.

Click to see more example sentences
çalıştırmak antreiben

İtici güç hâlâ çalışmaz durumda!

Antrieb immer noch funktionsunfähig!

Bozuk teknolojinin çalıştırdığı antik asker.

Uralter Soldat, angetrieben von fehlerhafter Technologie.

Diriliş gemisi İ.Ö.H. sürücülerini çalıştırdı.

Das Auferstehungsschiff wirft seinen FTL-Antrieb an.

Click to see more example sentences
çalıştırmak üben

Aslında bugün telaffuz çalışması yapmamız gerekiyordu.

Eigentlich sollten wir Artikulation üben heute.

Sen piyano çalışırken, ben de mutfakta sana kahvaltı hazırlarım.

Während du auf dem Klavier übst, würde ich dir Frühstück machen.

Cpr kukla üzerinde çalışıyor?

Übst du an der Resusci-Anne?

Click to see more example sentences
çalıştırmak beschäftigen

Üçlemeci eğitim sisteminde çalışıyor.

Trinity ist im Schulsystem beschäftigt.

Buradaki bir gösterişi işinde çalışıyordum.

Ich war in der Unterhaltungs-Branche beschäftigt.

Perelli güreşçilerle çalışıyor.

Perelli beschäftigt Wrestler.

çalıştırmak anstellen

O zaman, ne yazık ki, bugün itibariyle, artık ISC çalışanı değilsin.

Dann bist du unglücklicherweise seit heute nicht mehr angestellt bei ISC.

Mesa Verde İnşaat diye bir şirkette çalışıyorlar.

Angestellt von einer Kompanie namens Mesa Verde Construction.

çalıştırmak bedienen

Gary bu inek fabrikasında zamazingolar ve öten ışıklarla çalışıyor.

Gary bedient die Schalter und macht Bleep-Bleep bei den Schreibtischtätern.

Ben frizbi üretim hattında çalışıyordum.

Ich bediente die Frisbee-Maschine.

çalıştırmak andrehen

Bize elektrikli süpürge satmaya çalışıyor.

Sie will uns "n Staubsauger andrehen.

çalıştırmak betätigen

Linderman gibi bir gangster için çalışmak, onun için tetiği çekmek.

Für einen Gangster wie Linderman arbeiten, den Abzug für ihn betätigen.

çalıştırmak führen

Onarımları bitirmeye çalışıyoruz, ama bir fırtına daha yaklaşıyor.

Wir führen Reparaturen durch, aber ein weiterer Sturm naht.