ödüllü

Lady Chillsbury'nin ödüllü güllerini kasten aşırı sulayanın kimliğini öğrendim.

Ich weiß, wer absichtlich Lady Chillsburys preisgekrönte Rosen überwässert hat.

İki Oscar ödüllü oyuncu Calculon dün kimliği belirsiz kişilerce saldırıya uğradı.

Der zweifache Oscar Pool-Gewinner Calculon wurde gestern von einem unbekannten Angreifer brutal geklemmt.

İki oskar ödüllü, Spence Montgomery'nin oğlu

Sohn vom zweifachen Oscargewinner Spence Montgomery.

Sırada N.I.T'nin ödüllü programı "Evdeki değerler" geliyor.

Es folgt N.I.T.s preisgekrönte Sendung Häusliches Glück.

Çünkü o ödüllü servis diyor ve benim bir Oscar'ım yok.

Weil da preisgekrönte Leistung steht und ich keinen Oscar besitze.

BAFTA ödüllü yönetmen Terrence Pouncer'ın filmi.

Vom BAFTA-Gewinner, Regisseur Terrence Pouncer.

Ve Pulitzer ödüllü Jim Lefferts tarafından yazıldı.

Der Autor heißt Jim Lefferts, ein Pulitzer-Preisträger.

Singapur'daki The Grand Sapphire: Beş Elmas Ödüllü.

Das Grand Sapphire in Singapur: cinco diamantes!

Değil. Owen McGregor adında ödüllü bir şerif yardımcısının.

Für einen dekorierten Deputy namens Owen McGregor.

Sakın kabaklarıma basma. Ödüllü kabaklar onlar.

Zertrampel nicht meine preisgekrönten Kürbisse.