Turkish-German translations for önemsiz:

Nichts · egal · unwichtig · klein · unbedeutend · gar nichts · bedeutungslos · belanglos · nebensächlich · unerheblich · trivial · other translations

önemsiz Nichts

Sanırım bunların bir önemi yok artık.

Schätze, nichts davon spielt mehr eine Rolle.

Önemli bir şey kaybetmemişiz.

Wir haben nichts Wichtiges verloren.

Hayır, önemli değil, gerçekten.

Nein, es ist nichts, wirklich.

Click to see more example sentences
önemsiz egal

Bu önemli değil.

Ist doch egal.

Artık kimin geldiği önemli değil.

Egal, wer jetzt hindurchkommt.

İki gece sonra bunu bir önemi olmayacak.

Noch zwei Nächte, dann ist es egal.

Click to see more example sentences
önemsiz unwichtig

Para önemli değil.

Geld ist unwichtig.

İşimin bir önemi yok.

Meine Arbeit ist unwichtig.

Anahtar benim için önemli değil

Der Schlüssel ist unwichtig.

Click to see more example sentences
önemsiz klein

Senin için küçük bir görevim var. Küçük ama önemli bir görev.

Ich habe eine kleine Aufgabe für dich, eine kleine, aber wichtige Aufgabe.

Çok geçmeden bu tüylü sahtekarlar her yerde önemli pozisyonlara sızıyorlardı.

Diese fedrigen kleinen Gauner unterwanderten bald überall wichtige Positionen.

Öncelikle küçük kuşlar.

Zunächst kleine Vögel.

Click to see more example sentences
önemsiz unbedeutend

Çok büyük bir bulmacanın çok önemsiz parçasını soruşturuyorsun.

Sie untersuchen ein sehr unbedeutendes Stück eines viel größeren Puzzles.

Yine de çok büyük bir bulmacanın çok önemsiz parçasını soruşturduğunu biliyorum.

Aber ich weiß, dass Sie ein sehr unbedeutendes Stück eines viel größeren Puzzles untersuchen.

Aynı u şekilli sembol, küçük ve önemsiz.

Dasselbe u-förmige Symbol, klein und unbedeutend.

Click to see more example sentences
önemsiz gar nichts

Kulağa önemli geliyor ancak hiçbir anlamı yok.

Klingt wichtig, bedeutet aber rein gar nichts.

Bu hiç önemli değil.

Das hier ist gar nichts.

Kağıdın hiçbir önemi yok.

Das Papier bedeutet gar nichts.

Click to see more example sentences
önemsiz bedeutungslos

O kadının hiç önemi yok.

Diese Frau ist bedeutungslos.

Bu alt mahkemelerin önemi yoktur.

Die Vorinstanz ist bedeutungslos.

önemsiz belanglos

Sarah Tobias tecavüz uğradı, ama bu önemsiz.

Sarah Tobias wurde vergewaltigt, aber das ist belanglos.

Russell önemsiz birisi.

Russell ist belanglos.

önemsiz nebensächlich

Ama bu önemsiz bir detay.

Doch das ist nebensächlich.

Ayrıca çok da önemsiz.

Und es ist nebensächlich.

önemsiz unerheblich

Önemsiz ve beceriksizce.

Unerheblich und inkompetent.

Bizim ne istediğimiz önemsiz.

Was wir wollen ist unerheblich.

önemsiz trivial

Her şeyi, sana önemsiz gelse bile.

Alles, auch wenn es Ihnen trivial erscheint.