İçi

Senin için küçük bir görevim var. Küçük ama önemli bir görev.

Ich habe eine kleine Aufgabe für dich, eine kleine, aber wichtige Aufgabe.

Kadınlar için romanlar, erkekler için dini kitaplar.

Geschichtenbücher für Frauen, heilige Bücher für Männer.

Orta yaş buhranını geçirmek için kendine başka bir şehir seçmeliydin.

Für eine Midlife-Crisis hätten Sie einen anderen Austragungsort aussuchen sollen.

Baban belki senin için savaştı, belki de kendi için.

Vielleicht kämpfte dein Vater für dich, vielleicht auch für sich.

Sizinle tanışmak benim için çok önemli bir şey.

Sie kennenzulernen ist eine wirklich große Sache für mich.

Genetik olarak kodlanmış bir işaretleyici, ekseriyetle izleme veya tanımlama için kullanılır.

Eine genetisch codierte Markierung. Wird meistens eingesetzt zur Verfolgung oder Indentifkation.

Ama senin için bir sürprizim var.

Ich habe aber eine Überraschung für Sie.

Beş dakikam yok, ama başka bir şeyim var senin için.

Ich habe keine fünf Minuten, aber ich habe etwas anderes für Sie.

Hayır, sadece geçen gece olanlar için özür dilemek istedim.

Nein, ich wollte mich für neulich Abend entschuldigen.

Ona yardım etmek istiyoruz, ama bunu için önce onu bulmalıyız.

Wir wollen ihm helfen, aber zuerst müssen wir ihn finden.