Turkish-German translations for ışık:

Lichter, Licht · Sonnenlicht · Leuchte · hell · Tageslicht · Ampel · Beleuchtung · Lichtquelle · Sonneneinstrahlung · Scheine · leuchten · other translations

ışık Lichter, Licht

Ama tabii ki başka bir açıklaması da, aslında elektrik ışıklarına sahip olduklarıdır.

Aber eine andere Erklärung würde natürlich sein, sie hatten tatsächlich elektrisches Licht.

Bilgisayar, düşük ışık.

Computer, gedämpftes Licht.

Dr. Cahill'in anlattıkları onlara yeni bir ışık tutabilir.

Dr. Cahills Einblicke, rücken sie in ein neues Licht.

Click to see more example sentences
ışık Sonnenlicht

Hadi biraz gün ışığı alalım millet.

Lasst uns etwas Sonnenlicht schnappen, Leute.

Güneş ışığı o pislikleri kızartıyor.

Sonnenlicht frittiert diese Riesenfresser.

Ve güneş ışığı, tıpkı mum gibi cildimi yakıyor.

Und das Sonnenlicht verbrennt meine Haut wie Kerzenwachs.

Click to see more example sentences
ışık Leuchte

Belki kalp monitörünün yumu yeşil parlaklığından, ya da ay ışığının lazımlı yansımasından.

Der Herzmonitor leuchtet in sanftem Grün und der Mond spiegelt sich in den Bettpfannen.

Frost, ışığı şuraya tut.

Frost, leuchte mal hierher.

Parlak ve ışıltılı berrak güneş ışığı gibi.

Es glänzt und leuchtet, wie flüssiger Sonnenschein.

Click to see more example sentences
ışık hell

En azından burada ışık var.

Hier ist es wenigstens hell.

Burası oturma ve yemek odası. Geniş ve çok ışıklı.

Hier das Wohn und Esszimmer sehr geräumig und hell.

Çok ışık alıyor ve yeni bir mutfak var.

Es ist hell hier und die Küche ist neu.

Click to see more example sentences
ışık Tageslicht

Gün ışığı modifikasyonları uzmanlık alanımdır.

Tageslicht-Modifikationen waren meine Spezialität.

Vurduğumuz hedefi gün ışığında görmek istiyorum.

Ich will Ground Zero bei Tageslicht sehen.

Gün ışığında o kadar güzel değil.

Bei Tageslicht ist es nicht so gut.

Click to see more example sentences
ışık Ampel

Arabalar, trafik ışıkları ya da sokaklar görmüyorum.

Ich sehe keine Straßen oder Ampeln oder Autos.

Tüm ışıklar yeşil. Ha?

Alle Ampeln sind grün.

Bir sonraki ışıklardan sağa dön.

An der nächsten Ampel rechts.

Click to see more example sentences
ışık Beleuchtung

Işık SANO Takeharu dekor muraki yoshiro ışık sano takeharu

Seiji UEDA Takao SAITO Ausstattung: Yoshiro MURAKI Beleuchtung:

Tamam, Marcel, ışıklar!

OK, Marcel, Beleuchtung!

Maeve ışıkları kontrol etmemiz gerekiyor.

Maeve, du musst die Beleuchtung überprüfen.

ışık Lichtquelle

Geminin dışında bir ışık kaynağı mı?

Eine Lichtquelle außerhalb des Schiffes?

İleride bir ışık kaynağı var.

Vorne ist eine Lichtquelle!

ışık Sonneneinstrahlung

Nemli, karanlık, güneş ışığından yoksun.

Feuchtkalt, dunkel, frei von Sonneneinstrahlung.

Boyası aşırı güneş ışığından zarar görüyor.

Die Lackierung leidete von zu viel Sonneneinstrahlung.

ışık Scheine

Güneyde güneş ışığı var.

Im Süden scheint die Sonne.

ışık leuchten

Görev Kontrol tüm sistemlerin hazır olduğunu, ve tüm ışıkların yeşil olduğunu bildiriyor.

Mission Control meldet: alle Systeme sind auf "Go" alle Kontroll-Leuchten sind grün.