Şehvetin

Ben esinlenemeyen şehvetten uzak demek istedim.

Ich meinte uninspiriert, lustlos, vorhersehbar

Tutku, şehvet, hırs.

Begierde. Wollust. Gier.

Doktor, sen bir şehvet düşkünüsün.

Doktor, Sie sind ein Genießer.

Bir kez daha şehvete olan ilgin yüzünden yenildin.

Und wieder einmal besiegt von deinen Iüsternen Interessen.

Şimdi şu şehvet içeceği nerede?

Nun, wo ist dieser Leidenschaftstrunk?

Sen küçük burjuva bir yorumla, onu bir şehvet nesnesine çevirdin.

Also verwandeln Sie sie kleinbürgerlich in ein Lustobjekt.

Şehvet dolu düşüncelerin vardı.

Du hattest lüsterne Gedanken.

Zina, şehvet,bazen de bir yerine iki kadın.

Ehebruch, Begierde und zwei Frauen statt nur einer.

Bu melek ve şeytanın aşk ve şehvetin bir gösterisi.

Das ist eine Demonstration von Dämonen und Engeln, Liebe und Lust

Şehvetin doyum dolu hamlesi

Mit 'nem Schuss frivoler Lust