şansın

Hayır, hayır, hayır. Seçim şansın yok Lindsay.

Nein, du hast hier keine Wahl, Lindsay.

Hanna, başka şansın yok.

Hanna, ihr habt keine Wahl.

Sen bir gazatecisin. Bu senin büyük bir hikaye yakalama şansın.

Du bist Journalistin, das ist deine Chance auf eine große Story.

Hayır Leonard bu senin son şansın.

Nein, Leonard, das ist deine letzte Chance.

Bak dostum. En azından bir şansın var.

Schau, du hast wenigstens eine Chance.

Gerçekten bir şansın var mı?

Hast du wirklich eine Chance?

Ama seçme şansın yok.

Aber du hast keine Wahl.

O zaman bir şansın var. Şans mı?

Dann haben Sie noch eine Chance.

İkinci bir şansın var.

Du hast eine Zweite Chance.

Buradan canlı çıkmak için tek şansın benim.

Ich bin lhre einzige Chance, hier lebend rauszukommen.