şansın

Yine de şansın yok ama şarabını bilirsen en azından onu etkilemiş olursun.

Du hast trotzdem keine Chance, aber wenigstens beeindruckst du sie als Weinkenner.

Her zaman seçim şansın vardı.

Du hattest immer eine Wahl.

Eğer seni gerçekten seviyorsa, bir şansın var.

Wenn sie dich liebt, hast du eine Chance.

Son şansın, Connor.

Letzte Chance, Connor.

Son şansın, Gisborne.

Letzte Chance, Gisborne.

Senin bir şansın var.

Du hast eine Chance.

Kardeş Kun'un intikamını almak için bu son şansın.

Nimm Rache für Bruder Kun. Das ist deine letzte Chance.

Baba, hiç şansın yok.

Dad, du hast keine Chance.

Son şansın Chuck.

Letzte Chance, Chuck.

Şimdi son şansın.

Jetzt letzte Chance.