şeyi

Ben bir avukata ihtiyacım yok. Ben yanlış bir şey yapmadım.

Ich brauche keinen Anwalt, ich habe nichts falsch gemacht.

Bir şey çıkmadı. Ehliyet, parmak izi, tutuklama, hiçbir şey yok.

Kein Führerschein, keine Fingerabdrücke, keine Haftbefehle, gar nichts.

Bunu daha önce hiç söylememiştim ama bir şeyler daha öğrenmek istiyorum.

Ich habe noch nie zuvor gesagt, aber ich würde gerne mehr darüber erfahren.

Elektrik kesintisi, deprem, hiçbir şey geçici uykunuzu etkilemeyecek.

Stromausfälle, Erdbeben, rein gar nichts wird ihren zeitweiligen Dauerschlaf stören.

Sizinle tanışmak benim için çok önemli bir şey.

Sie kennenzulernen ist eine wirklich große Sache für mich.

Ama, ben yanlış bir şey yapmadım.

Aber ich habe nichts falsch gemacht.

Beş dakikam yok, ama başka bir şeyim var senin için.

Ich habe keine fünf Minuten, aber ich habe etwas anderes für Sie.

Olağandışı bir şey gördün ya da duydun mu?

Haben Sie etwas Ungewöhnliches gesehen oder gehört?

Ama önce bir şey göstermek istiyorum.

Aber zuerst möchte ich Ihnen etwas zeigen.

Bu tür kahramanlık gösterileri yeni bir şey değildir!

Diese Sorte pathetischer öffentlicher Auftritte ist nichts Neues!