Turkish-German translations for şimdi:

jetzt · ist · nun · gerade · sofort · Zeit · los · gleich · eben · Moment · bald · Gegenwart · direkt · soeben · gegenwärtig · zukünftig · other translations

şimdi jetzt

Beş, dört, üç, iki, bir, şimdi.

Fünf, vier, drei, zwei, eins, jetzt.

Bazı cevaplar istiyorum, şimdi!

Ich möchte einige Antworten! Jetzt!

Birbirimize ihtiyacımız var, şimdi

Wir brauchen uns jetzt gegenseitig.

Click to see more example sentences
şimdi ist

Sanırım şimdi her şey kontrol altında.

Ich denke, jetzt ist alles unter Kontrolle.

Şimdilerde her şey daha karmaşık.

Alles ist jetzt komplizierter.

Şimdi aynı bizim gibi bir züppe o da.

Jetzt ist er genauso ein Snob wie wir anderen.

Click to see more example sentences
şimdi nun

Retina ayrılması, beyin sarsıntısı çenede çatlaklar, şimdi de bilek kırılması.

Netzhautablösung, Gehirnerschütterung, gebrochener Kiefer und nun ein gebrochenes Handgelenk.

Şimdi Leon Beş dakikan var mı?

Nun, Leon, haben Sie fünf Minuten Zeit?

Bunun için yaşıyordu o. Bunun için de ölüyor şimdi.

Dafür hat er gelebt und dafür stirbt er nun.

Click to see more example sentences
şimdi gerade

Şimdi sana burada ihtiyacımız var, acilen.

Gerade jetzt brauchen wir dich hier. Dringend!

Ben de şimdi fark ettim.

Hab ich gerade gemerkt.

Ben daha şimdi geldim.

Ich bin gerade hergekommen.

Click to see more example sentences
şimdi sofort

Ne? Onu geri getir, hemen şimdi.

Bringen Sie sie sofort zurück!

Hemen şimdi, bugün!

Jetzt sofort, heute!

Yukarıya git şimdi, lütfen.

Geh bitte sofort hoch.

Click to see more example sentences
şimdi Zeit

Şimdi bunun zamanı değil.

Dafür ist jetzt keine Zeit.

Ama şimdi zamanımız var.

Aber wir haben Zeit.

Şimdi senin zamanın önemli değil.

Ihre Zeit ist gerade unwichtig.

Click to see more example sentences
şimdi los

Şimdi gerçekten gitmem gerek.

Ich muss jetzt wirklich los.

Gidelim buradan! Hemen şimdi!

Wir gehen jetzt sofort los.

Şimdi vur ona!

Los, schlag ihn!

Click to see more example sentences
şimdi gleich

Şimdi de o arazi sahtekarlığını araştırmaya gidiyorum.

Ich werde mich gleich diesen Grundstückbetrugsfällen widmen.

Burada, şimdi mi?

Hier, jetzt gleich?

Ben sana sokacağım şimdi.

Ich rette dich gleich.

Click to see more example sentences
şimdi eben

Ama şimdi, bir arkadaşım bana doğru numarayı verdi

Ein Freund hat mir eben die richtige Nummer gegeben.

Cleveland şimdi uçuş iki'yi Chicago Merkez'e yöneltti.

Cleveland übergab eben Flug zwo an das Chicago Centre.

Şimdi bir tane daha gördüm.

Eben hab ich noch eine gesehen.

Click to see more example sentences
şimdi Moment

Ve şimdi de kana ve savaşa susamış çünkü General Krantz böyle biri.

Und im Moment ist er blutdürstig und kriegs-hungrig. Denn so ist General Krantz.

Şimdi bu o kadar da önemli değil.

Das ist im Moment nicht so wichtig.

Bekle, şimdi ne olacak?

Moment, was passiert jetzt?

Click to see more example sentences
şimdi bald

Şimdi ihtiyacın yok biliyorum ama yakında minik göğüslerin büyümeye başlayacak.

Ich weiß, du brauchst noch keinen, aber deine kleinen Brüstchen werden bald sprießen.

Şimdi, uyuşturucu tüccarı Bay King, çok yakında bir kaç kızgın müşterin olacak.

So, Mr. King Drogendealer, jetzt wirst du bald ein paar wütende Kunden haben.

Ben de! Şimdi yakında o da gururlu bir anne olacak.

Und jetzt wird sie bald selbst eine stolze Mutter sein.

Click to see more example sentences
şimdi Gegenwart

Şimdiki acı veren zamanın inkarı.

Verdrängung der schmerzvollen Gegenwart.

Gelecek, geçmiş ve şimdi üst üste getirilir ve kesiştirilir.

Vergangenheit, Gegenwart und Zukunft überlagern und überschneiden sich.

Bilirsin, geçmiş, şimdiki zaman, gelecek.

Du weißt schon, Vergangenheit, Gegenwart, Zukunft.

Click to see more example sentences
şimdi direkt

Şimdi o içine atlamak istiyor.

Jetzt will sie direkt hineinspringen.

Tamam, şimdi yukarı çık ve doğruca yatağına, tamam mı?

Jetzt gehst du dort hoch und direkt ins Bett, OK?

Şimdi doğruca Bayan Pennyfeather'a gidiyoruz.

Wir gehen direkt zu Mrs. Pennyfeather.

şimdi soeben

Başkan Yardımcısı Adalet Bakanlığı'na şimdi girdi.

Der Vizepräsident hat soeben das Justizministerium betreten.

Bilinmeyen bir gemi şimdi sıçradı.

Unbekanntes Schiff soeben aufgetaucht.

şimdi gegenwärtig

Ama eğer şimdi, hep şu anda kalsaydı o zaman bu şimdiki zaman değil, aksine sonsuzluk olurdu.

Wenn aber die Gegenwart immer gegenwärtig wäre und nicht verginge, dann wäre sie nicht Gegenwart, sondern Ewigkeit.

şimdi zukünftig

Oradaki bar sandalyesinin de şimdilik sahibi.

Und zukünftiger Besetzer des Barhockers da hinten.