Brick'in

Brick'in elinde kim bilir ne kadar kanıt var Felicity.

Brick hat wer weiß wie viele Beweise, Felicity.

Finch, Darren elimden kaçtı, muhtemelen Brick'in peşine düştü yine.

Finch, Darren ist abgehauen, wahrscheinlich jagt er wieder Brick.

Birbirimize ihtiyacımız var, Brick'in de bize.

Wir brauchen einander und Brick braucht uns.

Shelby, Brick'in son zamanlarda çok sakar olduğunu söyledi.

Shelby sagte, dass er in letzter Zeit wirklich ungeschickt war.

Brick'in randevusu mu var?

Hat Backstein ein Date?

Ve Brick'in elinde dava numaraları var.

Und Brick hat eine Liste mit Fall-Nummern.

Burası artık Brick'in şehri.

Das ist jetzt Bricks Stadt.

Brick'in yerini buldun mu?

Hast du Bricks Standort?

Meclis üyeleri artık Brick'in elinde değil.

Brick hat die Stadträte nicht mehr.