Dudaklar

Yarık dudak ya da bir çocuktaki şekil bozukluğunu hayrına yapıyorum.

Für Wohltätigkeitsstiftungen operiere ich Hasenscharten oder behebe Deformationen.

İğne gibi dişleri, bükülmüş dudakları, sarı gözleri vardı.

Zähne wie Nadeln, verzerrte Lippen, gelbe Augen.

Çünkü bu dudaklar başkasına ait.

Denn diese Lippen gehören einem anderen.

Annen üst dudağını ağdalıyor?

Deine Mutter enthaart ihre Oberlippe?

Kakao yağı mükemmel bir dudak nemlendiricisidir.

Kakaoöl ist eine wunderbare Lippenpomade.

Aslında, surat buruşturma değil daha çok, dudak bükmeydi.

Sagen wir, keine Grimasse, eher eine kleine Schnute.

Burun, Dudak, Saç.

Nase, Lippen, Haare.

Alt dudağın dışarı sarkıyor.

Deine Unterlippe hängt raus.

Dudaklarını ıslatmak için.

Befeuchte deine Kehle.

Şimdi dudaklarını em.

Lecke deine Lippen.