Kulağa

Bu kulağa epey kötü geliyor ama götlerin dilinden anlamıyorum.

Klingt echt übel, aber ich verstehe keine Arschloch-Sprache.

Elimizde iki kesik kulak. Bir ceset var.

Ich habe zwei abgetrennte Ohren, eine Leiche.

Kulağa, iyi bir strateji gibi geliyor.

Klingt nach einer guten Strategie.

Kulağa önemli geliyor ancak hiçbir anlamı yok.

Klingt wichtig, bedeutet aber rein gar nichts.

Kulağa cazip geliyor ama almayayım.

Klingt verlockend, aber ich passe.

Birbirimize göz kulak olacağız.

Wir werden aufeinander aufpassen.

Her yerde kulağım var benim.

Ich habe überall Ohren.

Birbirimize göz kulak olabiliriz.

Wir könnten aufeinander aufpassen.

Büyük kulaklar, küçük fare?.

Kleine Maus, große Ohren.

Kulağa felaket yakınımızda gibi geliyor.

Klingt nach einer drohenden Katastrophe.