Olayların

Küçük bir kasaba için büyük bir olay yeri.

Ein großer Tatort für eine kleine Stadt.

Bu olayın Sovyet politikasını değiştireceğini düşünmek saflıktır.

Diese neue Entwicklung würde ihre Expansionspolitik keineswegs ändern.

Burada bir olay yeri var.

Wir haben hier einen Tatort.

Siz bir vurulma olayını soruşturuyordunuz, değil mi?

Ihr Leute untersucht eine Schießerei, richtig?

Evlenme teklifi büyük bir olaydır.

Ein Heiratsantrag ist eine große Sache.

Olay yerinden parmak izi mi aldınız?

Sie nahmen Fingerabdrücke vom Tatort?

Sahte bir kaçırma olayı düzenleyeceğiz.

Wir werden eine Entführung vortäuschen.

Bu felaket olmayan olay bir felaket!

Dieses Nicht-Desaster ist eine Katastrophe!

Japonlar paranormal olayları severler.

Japaner lieben paranormale Phänomene.

Ama bu olay hayatını değiştirebilir.

Aber dies könnte dein Leben verändern.