Turkish-German translations for açıkça:

ist · offen · eindeutig · deutlich · öffentlich · ehrlich · klarstellen · ausdrücklich · natürlich · unverblümt · other translations

açıkça ist

Açıkça, dün gece hiçbir şey olmamış burada.

Eindeutig, ist hier gestern Nacht nichts vorgefallen.

Şüpheli davranışlarının çoğu açıklanamaz halde.

Ihr fragwürdiges Verhalten ist unerklärlich.

Teşekkür ederim Açık Külot Polly, sen en iyi arkadaşımsın.

Oh, danke, Polly Zimperslip, du bist meine beste Freundin.

Click to see more example sentences
açıkça offen

Araştırmacılarımız beş blok ötede açık bir delik bulmuşlar.

Unsere Ermittler fanden einen offenen Gullideckel fünf Blocks entfernt.

Açık kablo uçları, elektrik yangınları

Offene Kabel, elektrische Brände.

Ben hep açık konuşurum.

Ich bin immer offen.

Click to see more example sentences
açıkça eindeutig

Açıkça, dün gece hiçbir şey olmamış burada.

Eindeutig, ist hier gestern Nacht nichts vorgefallen.

Hamile olduğu çok açık bence.

Sie ist eindeutig schwanger.

Açıkça belli ki bu işler istihbaratın hünerinde yapılan şeyler.

Es ist eindeutig die Arbeit eines ausgebildeten Geheimdienstnetzwerkes.

Click to see more example sentences
açıkça deutlich

Çalışma saatlerim açıkça belirtilmişti.

Meine Sprechstunden sind deutlich ausgehangen.

Ama daha açık bir şekilde ifade etmenizi duymak isterim.

Aber ich würde es gerne deutlicher artikuliert hören.

Sunad'ın John'a duyduğu nefret çok açıktı, ama bir şey daha var.

Sunads Hass auf John ist deutlich. Aber da ist noch etwas.

Click to see more example sentences
açıkça öffentlich

Bu, kamuya açık bir duruşma.

Dies ist eine öffentliche Anhörung.

Burası halka açık bir yer. Altı çıkış ve girişi var.

Ein öffentlicher Ort mit sechs Ausgängen und sechs Fluchtwegen.

Özgür bir ülkede, halka açık bir sokaktayız.

Dies ist eine öffentliche Straße in einem freien Land.

Click to see more example sentences
açıkça ehrlich

Ben de açık sözlü olabilir miyim?

Darf ich auch ehrlich sein?

En azından açık sözlüsün.

Zumindest sind Sie ehrlich.

Açık olmak gerekirse Bay Kelly, artık ufak işletmelere kredi vermiyoruz.

Ehrlich gesagt, Mr. Kelly, wir geben keine kleinen Geschäftsdarlehen mehr.

Click to see more example sentences
açıkça klarstellen

Bir şeyi açığa kavuşturmak istiyorum.

Ich möchte bloß eine Sache klarstellen.

Öncelikle bir şeyi açığa kavuşturayım. Evet?

Eins möchte ich allerdeutlichst klarstellen:

Şunu açığa kavuşturalım.

Ich möchte klarstellen:

Click to see more example sentences
açıkça ausdrücklich

Robert bunu açıkça yasakladı.

Robert hat es ausdrücklich verboten.

Patronun Don Falcone açıkça belirtti ki

Dein Boss, Don Falcone, sagte ausdrücklich

Aslında hayır. Açıkça değil ama düşündüm ki

Nun, nein, nicht ausdrücklich, aber ich dachte nur

açıkça natürlich

Doğal, gürbüz, açık, kaygısız cana yakın, sağlıklı.

Natürlich, kraftvoll, offen, sorglos hemmungslos, gesund.

Üstü tabii ki açık olacak!

Das Verdeck ist natürlich offen!

açıkça unverblümt

Bu arada Bay Gardiner, size açık seçik bir soru sormak istiyorum.

Übrigens, Mr. Gardiner, möchte ich Sie etwas ganz unverblümt fragen.