Turkish-German translations for acı:

schmerzen, Schmerz · leiden, leid · Weh · schmerzhaft · bitter · scharf · Qualen, Qual · hart · schmerzlich · traurig · Kummer · Pein · Jammer · herb · qualvoll · other translations

acı schmerzen, Schmerz

Hayır, ben Yani, acı falan hissetmiyorum.

Nein, ich meine, ich spüre keine Schmerzen.

Acı iyi bir şeydir.

Schmerz ist etwas Gutes.

Hayal edilemez acılar." dedim.

UnvorsteIIbare Schmerzen", sagte ich.

Click to see more example sentences
acı leiden, leid

Çünkü acı çektiğini görmek istiyorum.

Denn ich wollte Sie leiden sehen.

İnsanlar acı çekiyor.

Menschen leiden darunter.

Bay Jane, insanlar acı çekiyor.

Mr. Jane, Menschen leiden.

Click to see more example sentences
acı Weh

Senin flütünün melodisi acı çeken nöronlara şifa!

Deine Flötenmelodie ist ein Zauberklang für wehe Nervenzellen!

Acıyor değil mi?

Tut weh, oder?

Barry, acı var mı?

Barry tut es weh?

Click to see more example sentences
acı schmerzhaft

Benim yöntemim fiziksel, psikolojik, acı verici ve canicedir.

Meine Methode ist körperbetont, psychologisch, schmerzhaft Brutal.

Parçalanabilirsin. Bu daha acı olabilir.

Ihr Absturz könnte ziemlich schmerzhaft sein.

Acı veriyor ama dayanılacak seviyede.

Es ist schmerzhaft, aber auszuhalten.

Click to see more example sentences
acı bitter

Neden mayasız ekmek ve acı otları yiyoruz?

Warum essen wir ungesäuertes Brot und bittere Kräuter!

Sana söylemem gereken acı bir gerçek var.

Ich muss dir eine bittere Wahrheit gestehen.

Size bahsetmiştim. Biraz acı, ama işe yarayacak.

Ein bisschen bitter, aber sie hilft euch.

Click to see more example sentences
acı scharf

Bakalım: Çeyen biberi; hardal, acısından; altınkökü;

Dazu gehört Cayennepfeffer, scharfer Senf, Teufelskraut,

Daha çok acı sosa ihtiyacım var.

Ich brauche mehr scharfe Samen.

Joe Joe'nun Acılı Sosu

Joe Jr.'s scharfe Soße!

Click to see more example sentences
acı Qualen, Qual

Tüm o acı ve işkence beni iyice susattı.

All diese Qual und Folter hat mich durstig gemacht.

Sonsuz bir acı, keder ve ızdırap.

Eine Ewigkeit mit Qual, Pein und Trauer.

Çok acı dolu.

So voller Qual.

Click to see more example sentences
acı hart

Tanrım, bu çok acı.

Jesus, das ist hart.

Çok acımasız bir kelime ama ona uyuyor.

Ein hartes Wort, aber das trifft's.

Bu acımasız bir dünya.

Dies ist eine harte Welt.

Click to see more example sentences
acı schmerzlich

Bu bana çok acı veriyor, ama yeni bir araba almak istiyorum.

Das ist sehr schmerzlich für mich, aber ich will ein neues Auto kaufen.

Bu benim için çok acı verici.

Es ist sehr schmerzlich für mich.

Bazen acı verici bir gerçeği söylemektense küçük bir yalan söylemek daha asildir.

Manchmal ist eine kleine Lüge nobler als die schmerzliche Wahrheit.

Click to see more example sentences
acı traurig

Bu acımasız bilgi beni çok üzmüştü.

Diese Information machte mich traurig.

Ölüm, mutlu, üzgün, yaşam, zevk, acı.

Leben, Tod, glücklich, traurig, Freude, Schmerz

O bir intihardı acı ama gerçek.

Es war Selbstmord. Traurig, aber wahr.

Click to see more example sentences
acı Kummer

Bir sürü değişiklik, acı ve pişmanlıklar.

So viele Veränderungen, Schmerz und Kummer.

Çok fazla acı çekiyor.

Sie hat so viel Kummer.

Anne, benim acım senin gizli zevkin midir?

Mama ist mein Kummer dein heimliches Vergnügen?

acı Pein

Sonsuz bir acı, keder ve ızdırap.

Eine Ewigkeit mit Qual, Pein und Trauer.

O adı da unuttum, o adın acısını da.

Vergessen ist der Nam' und dieses Namens Pein.

acı Jammer

Sızlanmayı kes, seni acınası iğrenç herif!

Hör auf zu jammern, du pathetischer Arsch!

acı herb

Rheingold marka bira içerim acı bira.

Mein Bier ist Rheingold, das herbe Bier.

acı qualvoll

O ihtiyar bir adam. Çok acılı bir şekilde ölüyor.

Er ist ein alter Mann, der einen qualvollen Tod erleidet.