Turkish-German translations for acımasız:

grausam · brutal · skrupellos · gnadenlos · unbarmherzig · hart · herzlos · rücksichtslos · unerbittlich · grimmig · erbarmungslos · other translations

acımasız grausam

Bazı insanlar çok ama çok acımasız olur.

Manche Leute können sehr grausam sein.

Rüyalarım acımasız bir şaka gibi.

Meine Träume sind ein grausamer Witz.

Kocan gerçek bir Casti. Güzel ama acımasız.

Er ist ein wahrer Castithaner, schön, aber grausam.

Click to see more example sentences
acımasız brutal

Benim yöntemim fiziksel, psikolojik, acı verici ve canicedir.

Meine Methode ist körperbetont, psychologisch, schmerzhaft Brutal.

İki yıllık deniz piyadesiydin ve beş saniyeliğine acımasız bir suçlu oldun.

Du bist zwei Jahre lang Marinesoldat und fünf Sekunden lang brutaler Verbrecher.

Zalim, vahşi, acımasız?

Grausam, teuflisch, brutal?

Click to see more example sentences
acımasız skrupellos

Siz acımasız, soğukkanlı kanun kaçaklarısınız.

Ihr seid skrupellose, kaltblütige Banditen.

İnsanlığı olmadan acımasız biri o.

Ohne ihre Menschlichkeit ist sie skrupellos.

Acımasız bir yanı vardır John.

Sie ist skrupellos, John.

Click to see more example sentences
acımasız gnadenlos

O acımasız biri.

Sie ist gnadenlos.

Gemilerimiz peşlerinde. Ve adalet, top salvolarıyla, kama kılıçlarla, ve de her türlü acımasız metalle sağlanacak.

Gerechtigkeit wird ausgeübt mit Kanonen, Entermesser und vielen Arten von gnadenlosem Metall.

Ve ben seni acımasızca kullanacağım.

Und ich werde Sie gnadenlos einsetzen.

Click to see more example sentences
acımasız unbarmherzig

Biz acımasız insanlarız.

Wir sind unbarmherzig.

Oyuncak ayıların yumuşak tüyleri olsa da, kutup ayısı dünyanın en acımasız etçillerinden biridir.

Trotz des Pelzes und des Teddybär-Aussehens ist der Eisbär eines der unbarmherzigsten Raubtiere der Welt.

Bu çok acımasız bir sektördür.

Das ist ein unbarmherziges Geschäft.

Click to see more example sentences
acımasız hart

Tanrım, bu çok acı.

Jesus, das ist hart.

Çok acımasız bir kelime ama ona uyuyor.

Ein hartes Wort, aber das trifft's.

Bu acımasız bir dünya.

Dies ist eine harte Welt.

Click to see more example sentences
acımasız herzlos

Görünüşe göre, bir robot için bu çok acımasız bir görev olmuş.

Offenbar war das eine zu herzlose Aufgabe für einen Roboter.

Bu kadar acımasız olma, Sarah.

Seien Sie nicht so herzlos, Sarah.

acımasız rücksichtslos

Soğukkanlı, hesaplı, acımasız bir zeka.

Kalte, berechnende rücksichtslose Intelligenz.

Yani o "acımasız katil" olayları sadece bir oyun muydu?

Also dieses ganze "rücksichtsloser Mörder" Gehabe war nur gespielt?

acımasız unerbittlich

Tüm bunlar organize, acımasız ve sistemli.

Sie sind organisiert und sie sind unerbittlich.

Böyle acımasız olabilir misin, Tanrım?

Kannst du so unerbittlich sein, Herr?

acımasız grimmig

Bu kadar acımasız görünme Jon Snow.

Guck nicht so grimmig, Jon Schnee.

acımasız erbarmungslos

Ama keder, acımasız bir şeydir.

Aber die Trauer ist erbarmungslos.