Turkish-German translations for ateş:

Feuer · Fieber · erschießen · brennen · Temperatur · Brand · Hitze · other translations

ateş Feuer

Beş, dört, üç, iki torpiller, ateş!

Fünf, vier, drei, zwei Torpedos, Feuer!

Bakireler, ateş tanıdık geldi mi?

Jungfrauen, Feuer Klingt bekannt?

Selam. Ateşin var mı?

Hey, haben Sie Feuer?

Click to see more example sentences
ateş Fieber

Hayal gücü, bu ateş için ilginç bir hızlandırıcıdır.

Einbildung ist ein interessanter Beschleuniger für Fieber.

Helena'nın ateşi düşüyor.

Helenas Fieber sinkt.

Joe'nin ateşi vardı.

Joe hatte Fieber.

Click to see more example sentences
ateş erschießen

Kimse ateş etmeyecek.

Niemand wird erschossen.

Daha önce hiç bir kadına ateş etmedim, değil mi, Frank?

Ich habe noch nie eine Frau erschossen, stimmt doch, Frank?

Sten, Elsa ve Jacob Schyttelius geçen gece öldürüldü. Yakın mesafeden tüfekle ateş edilmiş.

Sten, Elsa und Jacob Schyttelius sind letzte Nacht mit einem großkalibrigen Gewehr erschossen worden.

Click to see more example sentences
ateş brennen

İçimde yanan bir ateş var.

In meiner Seele brennt ein Feuer

İngiltere ateş içindeydi Maggie Thatcher İrlanda'daki tüm varilleri ateşe verdirtti

England brannte, Maggie Thatcher, aus allen Rohren auf Irland feuernd, die Falklandinseln.

Ateş çemberi Yanıyor, yanıyor, yanıyor

Feuerring es brennt, brennt, brennt

Click to see more example sentences
ateş Temperatur

Sabah ve akşamları ateşini ölçersin.

Messe morgens und abends ihre Temperatur.

Cosima'nın ateşi normal seviyeye düştü bu arada.

Cosimas Temperatur ist übrigens runter auf normal.

Ben ateşi temsil ederim ve o ateşli değil.

Ich verkörpere Temperatur, und er ist nicht heiß.

Click to see more example sentences
ateş Brand

Bu eski naif çizimde bir büyücü ve bir cadı bir kasabayı ateşe veren büyüler yapıyorlar.

In dieser alten, naiven Zeichnung setzen ein Zauberer und eine Hexe, Flüche werfend, eine Stadt in Brand.

Xabi bir polisi ateşe attı. Değil mi Xabi?

Xabi hat einen Polizisten in Brand gesteckt.

Tristram'ın ateşten et büyüsü köprüyü ateşe veriyor.

Tristrams Feuerflut-Beschwörung hat die Brücke in Brand gesetzt.

Click to see more example sentences
ateş Hitze

Ateş yakmak mı, bu sıcakta?

Ein Feuer bei der Hitze?

Zeytinyağı düşük bir dumanlanma noktasına sahiptir bu yüzden kısık ateşte ve taze tutun.

Nun, Olivenöl hat einen niedrigen Rauchpunkt, also haltet die Hitze niedrig, und haltet es fraîche.

Ateş, tek sıcak şey değildir, Lord Schweitzer.

Feuer ist nicht die einzige Hitze, Lord Schweitzer.