balıklar

Küçük bir radyo için büyük bir balık.

Ein großer Fisch für einen kleinen Sender.

O ölü bir balık gibi.

Wie ein toter Fisch.

Bir balık gibi yüzüyor.

Sie schwimmt wie ein Fisch.

Ters rüzgarlar balık avlamaya çalıştık başarılı olamadık yine ekmekte kesinti yaptık

Gegenwind haben ständig gefischt. Ohne Erfolg. Brotration erneut gekürzt.

Sen de tropik balık satıyordun, değil mi?

Sie verkaufen doch auch tropische Fische.

Dediğim gibi, küçük bir balık.

Wie ich sagte, ein kleiner Fisch.

Benim annem bir balık.

Meine Mutter ist ein Fisch.

İyi geceler balık.

Gute Nacht, Fisch.

Balık değil, bu bir memeli.

Dies ist ein Säugetier, kein Fisch.

Öğleden sonra balığa gidelim mi?

Gehen wir heute Nachmittag angeln?