bekliyor

Alkış bekliyordum ama sanırım sersemlemiş sessizlik de bir o kadar uygundur.

Ich habe Applause erwartet, aber ich schätze, verdutztes Schweigen ist ebenso angemessen.

Ben delik deşik bir akciğer ya da beyin sarsıntısı falan bekliyordum.

Ich habe eine durchbohrte Lunge oder eine tödliche Gehirnerschütterung erwartet.

Uzun bir kalış ya da kısa bir yolculuk bekliyordum.

Ich hatte einen langen Aufenthalt oder eine kurze Reise erwartet.

Toplantı bir kaç hafta daha beklemek zorunda bir süre burada kalacağız.

Dieses Meeting wird ein paar Wochen warten müssen. Wir bleiben hier.

Bir saniye bekleyin lütfen.

Warten Sie bitte eine Sekunde.

Ben de seni bekliyordum.

Ich habe dich erwartet.

Büyük bir yazgı bekliyor seni.

Ein großes Schicksal erwartet dich.

Belki bir kaç hafta bekleyelim.

Vielleicht warten wir ein paar Wochen.

Ben dönene kadar bekleyin.

Warten Sie, bis ich zurückkomme.

Hayır, bekleyin, bekleyin. Bir.

Nein, wartet, wartet, wartet.