Turkish-German translations for birleştirmek:

einigen · verbinden · vereinigen · versammeln · anschließen · zusammenführen · verknüpfen · beitreten · vereinen · zusammensetzen · kombinieren · teilnehmen · verschmelzen · integrieren · verketten · gruppieren · other translations

birleştirmek einigen

Onu bir kaç saat sonra buldular.

Sie fanden ihn einige Stunden später.

Daha bir sürü geliyor.

Da kommt noch einiges mehr.

Joey sana bir şeyler öğretmiş olmalı.

Joey muss really gelehrt Sie einige Sachen.

Click to see more example sentences
birleştirmek verbinden

Her şey bir şekilde bağlantılı.

Alles ist irgendwie verbunden.

Eğer yanlış bir numara görürseniz hemen kaydedin.

Wenn jemand falsch verbunden ist, filmt ihn!

Okyanusun derinlerinde bir yerde birbirlerine bağlılar.

Unter der Meeresoberfläche sind sie miteinander verbunden.

Click to see more example sentences
birleştirmek vereinigen

Aydınlık Yol, Üçüncü Dünya ülkelerini birleştirdi.

Der Leuchtende Pfad vereinigt Dritte-Welt-Länder.

Paul Wong Birleşik Devletler için bir kaçak.

Paul Wong ist Flüchtiger der Vereinigten Staaten.

Oleg şu anda Birleşik Devletler'de önemli bir üzerinde.

Oleg verrichtet wichtige Arbeit in den Vereinigten Staaten.

Click to see more example sentences
birleştirmek versammeln

Tüm uluslar bir araya toplansın.

Alle Völker sollen sich versammeln.

Bütün koyunlar bir araya geliyor.

Alle Schafe versammeln sich.

Baylar ve bayanlar "buradaki herkes bir kurban.

Meine Damen und Herren, alle hier Versammelten sind Opfer.

Click to see more example sentences
birleştirmek anschließen

Ama bu hiç bir şeye bağlı değil.

Aber es ist an nichts angeschlossen.

Oh, şu an bir diyaliz makinesine bağlıyım.

Ich bin gerade an mein Dialyse-Gerät angeschlossen.

Ondan sonra, bir bat'leth ustası ile karşılaşacaksın.

Anschließend müssen Sie mit einem Meister des bat'leth kämpfen.

Click to see more example sentences
birleştirmek zusammenführen

Fakat doğru, kaderlerimiz bizi bir araya getirdi.

Aber es ist wahr, unsere Schicksale haben uns zusammengeführt.

Bizi bir araya getirdi.

Es hat uns zusammengeführt.

Rowan ve Tommy ikinizi bir araya getiren yol zorlu ve dolambaçlı oldu.

Rowan und Tommy. Der Weg, der euch zusammengeführt hat, war steil und gewunden.

Click to see more example sentences
birleştirmek verknüpfen

Burada gördüğüm sıkıntı Bayan Walsh, ithafa dayalı bağlantı analizi kapalı bir sistem değil.

Ich sehe die Problematik, Ms. Walsh, eine auf attribut-basiert verknüpfte Auswertung ist kein geschlossenes System.

Bence B virüsü beyni yeniden yapılandırıp kusursuz bir hastalık yayma makinesi yaratıyor.

Ich denke, dass der B-Virus das Gehirn neu verknüpft, um eine perfekte Übertragungsmaschine zu erschaffen.

Wolford ile sendikanın, o daire ile bir bağlantısı var.

Wolford und das Syndikat sind mit diesem Apartment verknüpft.

Click to see more example sentences
birleştirmek beitreten

Ama ben bir edebiyat grubuna katıldım.

Aber ich bin einer Literaturgruppe beigetreten.

Peter, galiba sen bir terörist çetesine katılmışsın.

Peter, ich glaube, du bist einer Schläferzelle beigetreten.

Oğlum Max yeni bir gruba katıldı. Çalışması gerekiyor.

Mein Sohn Max ist gerade einer neuen Band beigetreten.

Click to see more example sentences
birleştirmek vereinen

Bobby hâlâ birliğin bir üyesi mi?

Ist Bobby immer noch Mitglied des Vereins?

Benim adamlarım ve Prenses Khutulun'un adamları, bir amaç için bir güç oluşturun!

Meine Gefolgsleute und die Prinzessin Khutuluns vereinen sich zu einem Zweck!

DMS CAINE'E. JACOB BÖLGESİNDE ÇIKARTMA BİRLİKLERİNE KATILIN.

AN DMS CAlNE. vereinen MlTlNVASlONSFLOTTE JACOB.

Click to see more example sentences
birleştirmek zusammensetzen

Bir bombardıman silahı yapabilmek için malzemelerimiz var.

Wir haben eine Druckkanone zusammengesetzt, womit wir improvisieren können.

Bir moleküler ışınlamadan geçtik ve fazdışı birleştirildik.

Nach einem Molekulartransport wurden wir versetzt wieder zusammengesetzt.

Brennan kafatasını tekrar birleştirdi ve kas doku yerlerini işaretledi.

Brennan hat den Schädel wieder zusammengesetzt und Gewebemarkierungen angebracht.

Click to see more example sentences
birleştirmek kombinieren

Yanlışlarla dolu bir nesil sonunda, süvarilerimizi birleştirmeyi başardık.

Nach Generationen der Fehlstarts kombinieren wir endlich unsere Kavallerien.

Harika bir çikarim Doktor Watson.

Brillant kombiniert, Dr. Watson.

Karbon ve sülfürü potasyum, nitrojen ve oksijenden oluşan bir bileşik olan güherçile ile bir araya getiriyor.

Er kombiniert Kohlenstoff mit Schwefel und Salpeter, einer Masse aus Pottasche, Stickstoff und Sauerstoff.

Click to see more example sentences
birleştirmek teilnehmen

Bana bak dün katı bir vatandaş, bir kan bağışlayıcı bir şarkıcıydım.

Gestern ein solider Bürger, ein Blutspender, der an Unterschriftenaktionen teilnimmt.

Birincisi; günlük olarak bir tedavi seansına gitmelisin.

Erstens: Du solltest an einer täglichen Entzugstherapie teilnehmen.

Bu arada, öyle bir fuara Star Trek teğmen üniformasıyla katılmak istemezsiniz.

Das ist übrigens etwas, woran ihr nicht in einer Star Trek Kadettenuniform teilnehmen wollt.

Click to see more example sentences
birleştirmek verschmelzen

Tozlaşarak döllenme yerine, simbiyogenetik organizma ikinci bir tür ile birleşir.

Statt Bestäubung oder Paarung verschmelzen symbiogenetische Organismen mit einer zweiten Spezies.

Patlama burayı büyük ve sert bir bakır çanağa dönüştürecek.

Die Explosion wird sie in einen großen, harten Kupfertopf verschmelzen.

Hücreleri mutasyona uğramış, veya inorganik bir madde ile eritilmiş.

Seine Zellen sind mutiert. Oder sie sind mit anorganischer Materie verschmolzen.

Click to see more example sentences
birleştirmek integrieren

Kiron çipin dizaynında kodlanmış gizli bir "nano-program" olduğunu biliyorum.

Es ist eine integrierte, versteckte Nanoroutine, ein Detail des Chyron-Chip.

Mükemmel bir şekilde bütünleşmiş. Müthiş bir negatif albenisi vardı.

Er war perfekt integriert und hatte eine erstaunliche Negativkapazität.

Spontane birleştirilmiş bilgi.

Spontane, integrierte Informationen.

birleştirmek verketten

Psikolojik kaya çok daha derin bir kasavette çöreklenmiş.

Der psychologische Felsen ist mit einer tieferen Angst verkettet.

birleştirmek gruppieren

Veya yeniden toplanıyor, büyük bir şey planlıyorsundur.

Oder man gruppiert sich neu, plant etwas Großes.