Turkish-German translations for birlik:

Einer · gemeinsam · Truppen, Truppe · Einheiten, Einheit · Verein · Verband · Union · zusammenhalten · Konsens · EU · Gemeinschaften, Gemeinschaft · Vereine · Vereinigungen, Vereinigung · other translations

birlik Einer

Kayınpederiniz, Graham'in naaşıyla birlikte otopsi için buraya geliyor.

Ihr Schwiegervater begleitet Graems Leiche für eine Autopsie hierher.

Yeni bir yol dış dünyayı Spectre'a getirmişti bankalar, ipotekler ve borçlarla birlikte.

Eine neue Straße hatte die Außenwelt nach Spectre gebracht. Banken, Pfändungen und Schulden.

Kırmızı elbiseli bir kız koca bir moronla birlikte.

Eine Kleine mit einem roten Kleid und ein grosser Schwachsinniger.

Click to see more example sentences
birlik gemeinsam

Birlikte iyi bir hayat geçirdik. Birbirimizi çok sevdik.

Wir hatten ein gutes gemeinsames Leben, haben einander sehr geliebt.

O zaman birlikte kaybederiz.

Dann verlieren wir auch gemeinsam.

O zaman burada birlik de öleceğiz.

Dann sterben wir hier gemeinsam.

Click to see more example sentences
birlik Truppen, Truppe

Mülteciler veya askeri birlikler. Silahlar belki de bombalar.

Flüchtlinge, oder Truppen, Soldaten, Waffen, vielleicht sogar Bomben!

Tüm birlikler, ateş açın.

An alle Truppen, Feuer frei!

Askeri birlik için yarın bir konserimiz var ve o yardım

Morgen haben wir ein Konzert für die Truppen und er half

Click to see more example sentences
birlik Einheiten, Einheit

Bravo birliği; anlaşıldı, manuel sistem.

Einheit Bravo verstanden, überbrücken.

İnsanlar, Espheni ve Lexi arasındaki birliği temsil ediyor.

Es repräsentiert Einheit Menschen, Espheni, und Lexi.

Bu birlik demek.

Es bedeutet Einheit.

Click to see more example sentences
birlik Verein

Bir gün hepimiz yeniden birlikte olacağız.

Eines Tages sind wir wieder vereint.

Çok yakında biz birlikte olacağız.

Wir werden bald vereint sein.

Yakında yine birlikte olacağız.

Bald sind wir wieder vereint.

Click to see more example sentences
birlik Verband

Amerikan Gezici Yazarlar Birliği'nden.

Vom Verband amerikanischer Reiseschriftsteller.

Bayanlar baylar Radyo Televizyon Haber Yönetmenleri Birliği ve Vakfı Bay Edward R. Murrow'u takdim eder.

Der Verband der Nachrichtenredakteure in Hörfunk und Fernsehen begrüßt Mr. Edward R. Murrow.

PRENS ALBERT ODASI Bankerler Birliği

PRINZ ALBERT-SAAL Verband der City Banker

Click to see more example sentences
birlik Union

Başçavuş yoldaş, sınıra ulaştık. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği sınırına ulaştık.

Genosse Obersergeant, wir sind an der Staatsgrenze der Union der Sozialistischen Sowjetrepubliken.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği

Die Union der sozialistischen Sowjetrepubliken.

Avrupa birliği mi?

Die Europäische Union?

birlik zusammenhalten

Bu yüzden birlikte kalmalıyız.

Deshalb müssen wir zusammenhalten.

Birlikte kalmalıyız, tamam mı?

Wir müssen zusammenhalten, klar?

Hepimiz birlikte durmalıyız Asgard'ın iyiliği için.

Wir müssen zusammenhalten, zum Wohle Asgaards.

birlik Konsens

Psikiyatri topluluğunun fikir birliği ileri seviye patolojik narsisizmden yana.

Der Konsens in der psychiatrischen Gemeinschaft lautet fortgeschrittener pathologischer Narzissmus.

İsrail yoksa, fikir birliği yok.

Kein Israel, keinen Konsens.

birlik EU

Bernard Liertaer Avrupa Birliği Para Sisteminin Kurucusu

Bernard Lietaer Gründer des EU-Wà hrungssystems

birlik Gemeinschaften, Gemeinschaft

Psikiyatri topluluğunun fikir birliği ileri seviye patolojik narsisizmden yana.

Der Konsens in der psychiatrischen Gemeinschaft lautet fortgeschrittener pathologischer Narzissmus.

birlik Vereine

Bobby hâlâ birliğin bir üyesi mi?

Ist Bobby immer noch Mitglied des Vereins?

birlik Vereinigungen, Vereinigung

Yeni koalisyon onu Espheni kardeşlerimizle birlikte korumalı.

Die neue Vereinigung muss sie mit unseren Esphenibrüdern beschützen.