boşalmış

Çalıntı yük konteynerlerini boşaltırken yakaladık.

Kassierten ihn beim Abladen gestohlener Ladungsbehälter.

Bunu boşaltıp geri döneceğim.

Ich fahr' gleich zurück.

Güverteyi boşalt, köprü kaldırılacak.

Ausguck unten, Brücke sichern.

Boşaltmak zorunda kaldık.

Wir mussten evakuieren.

Enerji kutum tamamen boşalmıştı.

Meine Energiebox ist leer.

Doktor, bu torba boşaldı.

Doktor, dieser Beutel ist leer.

Eğer bir binayı boşaltmak istiyorsanız, yangın alarmı işe yaramaz.

Wenn man ein Gebäude leeren will, ist der Feueralarm nutzlos.

Hayır, hayır, hayır hayvan herif. Kasayı da boşalt, pislik!

Nein, nein, nein, Schweinegesicht, mach auch den Safe leer, du Arschloch!

Evi boşaltılan kızkardeşimden bir mektup aldım.

Meine Schwesterwurde in ein Durchgangslager evakuiert.

O zaman neden bugün o kadar şekeri kahveye boşalttığını açıklayın.

Dann frage ich mich, warum sie heute so viel reingeschüttet hat.