Turkish-German translations for bulmak:

finden · suchen · bekommen · herausfinden · befinden · erfinden · beschaffen · feststellen · vorfinden · ermitteln · other translations

bulmak finden

Ona yardım etmek istiyoruz, ama bunu için önce onu bulmalıyız.

Wir wollen ihm helfen, aber zuerst müssen wir ihn finden.

Atıştırmalık mini kekimizi bulduk.

Wir haben unsere Kuchenhappen gefunden.

Beni güzel buluyor musunuz?

Findet Ihr mich schön?

Click to see more example sentences
bulmak suchen

Yaralı bir arkadaşımız için bir şifacı bulmalıyız, Hıristiyan keşiş.

Wir suchen einen Heiler für unseren verletzten Freund, christlicher Mönch.

Sığınacak bir yer bulmalıyız!

Wir müssen einen Unterschlupf suchen!

Hadi gidip onu bulalım.

Gehen wir sie suchen.

Click to see more example sentences
bulmak bekommen

Peki ender bir İspanyol mücevheri nereden bulacağız?

Woher sollen wir eine seltene spanische Antiquität bekommen?

Tamam. Buralarda mercimek bulabilir miyiz acaba?

Okaywo können wir hier Linsen bekommen?

Kesinlikle hidroklorik asit, etilen glikol biyosit ve mazot bulacaksın.

Nun, definitiv wirst du Salzsäure bekommen, Ethylenglykol, Biozide, Dieselkraftstoff.

Click to see more example sentences
bulmak herausfinden

Bu adamın kim olduğunu bulmak istiyorum.

Ich will herausfinden, wer dieser Typ ist.

O bizim oğlumuz ve biz de onun nerede olduğunu bulup onu kurtaracağız.

Er ist unser Sohn und wir müssen herausfinden, wo er steckt und ihn dort herausholen.

Evet ama biri yaptı ve bunu Charlie'ye kim yaptı bulmak istiyorum.

Ja, aber jemand war's und ich will herausfinden, wer das Charlie angetan hat.

Click to see more example sentences
bulmak befinden

Henry Lloyd Moon, at hırsızlığından suçlu bulunup idama mahkum edildin.

Henry Lloyd Moon, Sie wurden des Pferdediebstahls für schuldig befunden und werden gehängt.

Thomas Larson, nam-ı diğer Bastıbacak Larson sayacağım suçlardan suçlu bulunmuştur.

Wir befinden Thomas Larson, alias Shorty, der folgenden Straftaten für schuldig:

Emil duruşmaya çıkmaya yetkin bulunmadı.

Emil ist für prozessunfähig befunden worden.

Click to see more example sentences
bulmak erfinden

Sonra da yüz kadar kadına çakıp bir salata bulmuş.

Und dann knallte er so hundert Tussen und erfand einen Salat.

Telefon şakası aramalarını o buldu sayılır.

Er hat den Telefonstreich praktisch erfunden.

Evet, şeyi, benim halkım da sünneti buldu evet.

Ja, nun, mein Volk hat die Beschneidung erfunden.

Click to see more example sentences
bulmak beschaffen

Bize hemen bir tane bulabilir misin?

Können Sie uns sofort einen beschaffen?

Larry'nin, isimsiz bir yumurta bulması gerekiyordu. Ama bulamamış.

Larry sollte ein anonymes Ei beschaffen, aber er fand keins.

Walser ihtiyacımız olan parayı buluyor.

Walser will das fehlende Geld beschaffen.

Click to see more example sentences
bulmak feststellen

Doktorlar da bir şey bulamadı.

Die Ärzte konnten nichts feststellen.

İlk müdahale ekibi bir şey bulamamış.

Die Ersthelfer konnten nichts feststellen.

TUZLU FISTIK KABUĞU BULUNDUĞUNDAN BİR CEPTE TUZLU FISTIK TAŞINDIĞINI GÖSTERİR.

Im Kidnappingfall Peabody wurden am Lösegeldumschlag Spuren von gesalzenen Erdnüssen festgestellt.

bulmak vorfinden

Seni ayık bulacağımı ummuştum.

Ich hoffte, Euch nüchtern vorzufinden.

Seni burada bulacağımı biliyordum, dedektif.

War überrascht, Sie hier vorzufinden, Detektiv.

bulmak ermitteln

Rastlantısal bir bilgisayar aramasıyla eşleşme bulabiliriz.

Die genaue Herkunft kann eine Computersuche ermitteln.