Turkish-German translations for davranmak:

verhalten · behandeln · benehmen · sich benehmen · sich verhalten · handeln · agieren · wirken · vorgeben · other translations

davranmak verhalten

Serbest kalan füzelerin mart ayındaki kediler gibi davrandığını söyleyebilirim.

Eins ist sicher. Losgelassene Raketen verhalten sich wie läufige Katzen.

Gerginlik, saldırgan davranışlar bekliyorlardı.

Erwarten eine Eskalation, kämpferisches Verhalten.

Tanrı aşkına Lana hayatında bir kez olsun gururlu davran.

Um Gottes willen, Lana verhalte dich einmal in deinem Leben ehrenhaft!

Click to see more example sentences
davranmak behandeln

Sana bok gibi davranıyor.

Sie behandelt dich wie Scheiße.

Sana hiçbir zaman kötü davranmadım, Joe.

Ich hab dich nie schlecht behandelt, Joe.

Sana bir pislik gibi davranıyor.

Er behandelt Dich wie Scheiße.

Click to see more example sentences
davranmak benehmen

O zaman insan gibi davran.

Dann benimm dich wie ein Mensch.

Bazı hayvanlar garip davranıyor.

Einige Tiere benehmen sich seltsam.

Peggy Sue son günlerde biraz garip davranıyor.

Peggy Sue sich merkwürdig benommen hat in letzter Zeit?

Click to see more example sentences
davranmak sich benehmen

Bazı hayvanlar garip davranıyor.

Einige Tiere benehmen sich seltsam.

Bu adam çok yersiz davranıyor.

Der Typ benimmt sich daneben.

Rocky de tıpkı Eddie gibi davranıyor.

Rocky benimmt sich genauso wie einst Eddie.

Click to see more example sentences
davranmak sich verhalten

Serbest kalan füzelerin mart ayındaki kediler gibi davrandığını söyleyebilirim.

Eins ist sicher. Losgelassene Raketen verhalten sich wie läufige Katzen.

Ona yalan söylemekten nefret ediyorum ama son zamanlarda bir garip davranıyor.

Ich hasse ihn anzulügen aber er verhält sich so komisch in der letzten Zeit.

Tuhaf davranan kim, biliyor musun?

Weißt du wer sich komisch verhält?

Click to see more example sentences
davranmak handeln

Bu adamlar hızlı davranıyorlar.

Diese Männer handeln schnell.

Önce davran sonra düşün.

Erst handeln, dann denken.

Sana inanmak isterdim Jack ama bir suçlu gibi davranıyorsun.

Ich möchte dir glauben, Jack, aber du handelst wie ein Krimineller.

Click to see more example sentences
davranmak agieren

Bu sistemler kararsızca davranıyor.

Die Systeme agieren unberechenbar.

Tom Long vale gibi davranacak.

Tom Long wird als Parkservice agieren.

Şizofren gibi davranıyordu.

Er agierte schizofrenisch.

davranmak wirken

Ve şu an çok tehditkâr davranıyorsun.

Und Sie wirken gerade sehr bedrohlich.

Catherine son zamanlarda tuhaf davranıyor ama, kendi çocuğunu öldürmek mi?

Catherine hat in letzter Zeit seltsam gewirkt. Aber ihr eigenes Kind ermorden?

davranmak vorgeben

Ne yapması için, Alaric gibi davranması için mi?

Um was zu tun? Vorzugeben, Alaric zu sein?

Saray nedimi gibi davranmak ha?

Vorgeben, ein Höfling zu sein?