değildi

Hadi ama dostum. Bunu yapmak zorunda değilsin.

Oh, komm schon, Mann, Sie müssen das nicht tun.

Elizabeth, Elizabeth, sen onun annesi değilsin.

Elizabeth, Elizabeth, du bist nicht seine Mutter.

Belki de her zaman bu kadar dikkatli değildi.

Vielleicht war er nicht immer so vorsichtig.

Melek falan değildi. Daha çok bir ışık gibiydi.

Das war kein Engel, eher so ein Licht.

Bu doğal bir ölüm değildi.

Das war kein natürlicher Tod.

Bu benim şifrem değildi, değil mi?

Das ist nicht mein Passwort, oder?

George, sen Sen artık intörn değilsin.

George, du bist du bist kein Assistent mehr.

Yine de bu kimsenin hatası değildi.

Trotzdem war es niemandes Fehler.

Ama henüz her şey kaybedilmiş değildi, çünkü Minyonlardan birinin bir planı vardı.

Aber noch war nicht alles verloren, denn ein Minion hatte einen Plan.

Sen sadece benim eşim değilsin, aynı zamanda yıldızım sayılırsın.

Du bist nicht nur meine Frau, sondern auch Hauptdarstellerin.