değildi

O zaman neden onun sürüsünün bir parçası değilsin?

Wieso bist du dann kein Mitglied seines Rudels?

Sen katil değilsin, Prue.

Du bist keine Mörderin, Prue.

Sen onun kardeşi falan değilsin.

Du bist kein Bruder für ihn.

Bize bir şey borçlu değilsin.

Du schuldest uns nichts.

Ve o bir servet değerinde olabilir.

Und er könnte ein Vermögen wert sein.

Ama Voyager bir Borg gemisi değil, ve sen de artık bir dron değilsin.

Aber Voyager ist kein Borgschiff, und du bist keine Drohne mehr.

Sen bir savaşçı değilsin Henry.

Du bist kein Kämpfer, Henry.

Ona hiçbir şey borçlu değilsin Sarah.

Du schuldest ihr nichts, Sarah.

Coulson ya da biraz mucize olmadan korkarım sadece değersiz hurdadan başka bir şey değil.

Ich fürchte, ohne Coulson oder ein Wunder, ist sie nur ein wertloses Stück Schrott.

Sen de artık sanatçı değilsin!

Du bist kein Künstler mehr!