Turkish-German translations for doğru:

richtig · wahr · Wahrheit · direkt · genau · Recht · korrekt · wirklich · Geraden, gerade · fair · akkurat · gegen · ordentlich · exakt · präzis · other translations

doğru richtig

Ben her şeyi doğru yaptım.

Ich habe alles richtig gemacht.

Doğru. Belgium Gold.

Richtig, Belgian Gold.

Ama en nihayetinde en kolay açıklama genelde doğru olan olur.

Aber letzten Endes ist die einfachste Erklärung meistens die richtige.

Click to see more example sentences
doğru wahr

O zaman buna inan, çünkü bu doğru.

Dann glauben Sie sie, denn sie ist wahr.

Bu doğru, ama bir şeyler saklıyorsunuz.

Das ist wahr, aber Sie verheimlichen etwas.

Bu çok doğru, biliyorsun değil mi?

Es ist wahr, das weißt du, oder?

Click to see more example sentences
doğru Wahrheit

Ama doğruyu söyle.

Aber sagen Wahrheit.

Flynn, tatlım, annen şu anda burada doğruları söylüyor.

Flynn, Schatz, deine Mutter erzählt die Wahrheit. Hier und jetzt.

Bu herif ya deli ya da doğruyu söylüyor.

Er ist entweder irre oder sagt die Wahrheit.

Click to see more example sentences
doğru direkt

Doğruca eve mi gidiyorsun?

Gehst du direkt nach Hause?

Jack, doğruca Başkan'dan gelen bir emir!

Jack, der Befehl kommt direkt vom Präsidenten!

Bu ise doğrudan bizi aradı.

Der Kerl hat uns direkt angerufen.

Click to see more example sentences
doğru genau

Doğru, aynı benim gibi.

Stimmt. Genau wie ich.

Daha doğrusu, senin var.

Genauer gesagte, Sie haben.

Bu doğru, o bir dekoratör.

Genau. Er ist Raumgestalter.

Click to see more example sentences
doğru Recht

Hiçbir şey beni doğru yoldan çıkartamaz.

Nichts kann mich vom rechten Weg abbringen.

Kafanı sağa doğru yatır.

Kipp deinen Kopf nach rechts.

İki mil doğru git, sonra sağa dön.

Zwei Meilen geradeaus und dann nach rechts.

Click to see more example sentences
doğru korrekt

Doğru, Bir numara.

Korrekt, Nummer eins.

Bu kesinlikle doğru. Çünkü, hiç kimse rüzgarı ve dalgaları kontrol edemez.

Das ist korrekt, denn niemand kann Wind und Wellen kontrollieren.

Tüm veriler doğru efendim.

Es ist alles korrekt, Sir.

Click to see more example sentences
doğru wirklich

Doğru mu duydum? Kriyoslu Büyükelçi gemide mi gerçekten?

Ist der kriosische Botschafter wirklich an Bord?

Mike, bu hikaye doğru mu? Evet.

Ist die Geschichte wirklich wahr, Mike?

Bertrand, bu gerçekten doğru mu?

Bertrand, ist das wirklich wahr?

Click to see more example sentences
doğru Geraden, gerade

Bu doğru, ama az önce Jenek'in nakil aracını geçtik bu da Scorpius muhtemelen yakınlarda demek oluyor.

Stimmt, aber wir haben gerade den Jenek-Frachter passiert. Das bedeutet, dass Scorpius vermutlich in der Nähe ist.

Az önce doğruyu mu söyledin?

Hast du gerade die Wahrheit gesagt?

Şu anda arabası Palm Canyon Yolu'nda kuzeye doğru gidiyor.

Er fährt gerade nordwärts auf der Palm Canyon Road.

Click to see more example sentences
doğru fair

Hayır, bu doğru bir soru.

Nein, das ist eine faire Frage.

Hadi ama Mini, bu doğru değil!

Komm schon, Mini, das ist nicht fair.

Doğru, bu adil değil.

Stimmt, das ist nicht fair.

Click to see more example sentences
doğru akkurat

Bu doğru bir değerlendirme mi evlat?

War das eine akkurate Einschätzung, Sohn?

Üzgünüm, ama bu doğru bir tanım.

Das ist eine akkurate Beschreibung.

Evet, doğru bir bakış açısı.

Ja, eine ganz akkurate.

doğru gegen

Onlar doğru yoldan sapmış ve Tanrı'ya isyan etmişlerdi.

Sie waren verdorben und betrügerisch und rebellierten gegen Gott.

O yaratıklarla savaşıyor, bu doğru değil mi, Jack?

Er kämpft gegen Aliens, ist das nicht so, Jack?

Tam göğüs kafesime doğru.

Genau gegen meinen Brustkorb.

doğru ordentlich

Doğru düzgün besle o zaman.

Dann mäste ihn ordentlich.

Tom, doğru dürüst bir karşılama için bir komite oluşturmuştu.

Tom hatte eine Abordnung für einen ordentlichen Empfang aufgestellt.

Kendine doğru düzgün kıyafetler al.

Kauf dir ordentliche Kleidung.

doğru exakt

Doğru bir benzetme.

Eine exakte Analogie.

Bir sanatçının gelişimi doğru geribildirime bağlıdır.

Künstlerische Reife hängt von exaktem Feedback ab.

doğru präzis

Ve bu patlama noktaları, kumadamlar için fazla doğru.

Und diese Einschüsse, zu präzise für die Sandleute.