Turkish-German translations for durum:

Situationen, Situation · Fall · Zustand · Lagen, Lage · Status · Stand · Umstände · Positionen, Position · Befinden · Umstand · Verfassungen, Verfassung · Kondition · Tatsache · other translations

durum Situationen, Situation

Bazı durumlarda da farklı bir şekilde yaklaşırsınız. Kurnazca.

Manche Situationen jedoch erfordern eine andere Herangehensweise.

Bu durumlar biraz karışık olabilir.

Solche Situationen sind kompliziert

Durum değişti. Keşke ben başka birini işe almadan önce değişseydi.

Ich wünschte, die Situation hätte sich geändert, bevor ich jemanden einstellte.

Click to see more example sentences
durum Fall

Gerçi ideolojik olarak sorgulanabilir ama somut durumda çocuk için en iyisi bu.

Das ist zwar ideologisch fragwürdig aber im konkreten Fall sicher das beste für das Kind.

Ki bu durumda ikisi aynı şey, Çünkü bağlantı Chloe.

Was in diesem Fall dasselbe ist, denn Chloe ist die Verbindung.

Bu çok özel bir durum.

Dies ist ein besonderer Fall

Click to see more example sentences
durum Zustand

Durumu kendisi için ya da başkaları için tehlikeli olabilir mi?

Könnte sein Zustand für ihn gefährlich werden, oder für andere Menschen?

Son derece kritik bir durumda!

Ein äußerst gefährlicher Zustand!

Ford'un durumu kötüleşmeye devam ediyordu.

Fords Zustand verschlechterte sich.

Click to see more example sentences
durum Lagen, Lage

Ciddi derecede yanıcı bir durum.

Eine sehr entzündliche Lage.

Seni kötü bir duruma soktuğumu biliyorum. Kötü bir duruma mı?

Ich weiß, ich brachte dich in eine schlimme Lage.

Bu gayet zor bir durum.

Es ist eine schwierige Lage.

Click to see more example sentences
durum Status

Şimdiki durumu bilinmiyor.

Jetziger Status unbekannt.

Seven of Nine, durum?

Seven of Nine, Status?

Bu şekilde kalbiyle damarlarının ve ciğerlerinin durumu iyiye gidecek, değil mi?

Das sollte sein kardiovaskularen und pulmonalen Status verbessern, oder?

Click to see more example sentences
durum Stand

Bombacı, durum bildir.

Bombenschütze, wie steht's?

Orada işler ne durumda?

Wie steht's da drüben?

Durum nedir, Don, Benny, Melvin?

Wie steht's, Don, Benny, Melvin?

Click to see more example sentences
durum Umstände

Bunlar çok özel durumlar.

Dies sind besondere Umstände.

Ama durumlar değişti, değil mi?

Die Umstände haben sich geändert, oder?

Keşke daha mutlu durumlar altında olsaydı.

Ich wünschte, die Umstände wären glücklicher.

Click to see more example sentences
durum Positionen, Position

Bütün birimler, durumunuzu koruyun.

An alle Einheiten: Position beibehalten.

Beni çok zor bir durumda bırakıyorsun Jethro.

Du bringst mich in eine sehr schwierige Position, Jethro.

Kırmızı İki, onunla kal ve durumunu rapor et.

Rot zwei, bleib bei ihm und berichte deine Position.

Click to see more example sentences
durum Befinden

Bak, şuan muhtemelen bir füg durumu içindesin.

Vermutlich befinden Sie sich zwischen zwei Fugue-Zuständen.

Şu anda hiç bulunmadığı bir durum içinde.

Er befindet sich in unerforschtem Gebiet.

Isabella de la Fontaine şu anda sabit bir durumda.

Das Befinden von Isabella de la Fontaine ist stabil.

durum Umstand

Bayan Bishop, umulmadık bir durum sonucu sizi kendi limanınıza ulaştırmamı engelliyor.

Miss Bishop, ein unerwarteter Umstand hindert mich, lhren Heimathafen anzusteuern.

Bu şartlar altında anlaşılır bir durum bu.

Das ist unter den Umständen verständlich.

Bu gibi durumlarda, bazen erkek teselliyi başka bir yerde arar.

Unter solchen Umständen sucht ein Mann manchmal woanders Trost.

durum Verfassungen, Verfassung

Sen daha iyi durumda mısın?

Und du bist in besserer Verfassung?

Evet, hala hayatta ama çok kötü bir durumda.

Ja. Er lebt noch, ist aber in schlechter Verfassung.

durum Kondition

Bilgisayar, dışfaz durumu, ters alan sayesinde kapatılabilir mi?

Bewirkt für Außenphase-Kondition ein Umkehrfeld die Schließung?

durum Tatsache

Durum şu ki, aslında bana daha çok yaklaşmalarını sağladı.

Tatsache ist, dass es eigentlich eher mehr von ihnen angelockt hat.