Turkish-German translations for eşya:

Waren · Sache · Zeuge, Zeug · Gegenstände · Gepäck · Souvenir · Besitz · Ware · habseligkeit · other translations

eşya Waren

Hastalıklı böbrekler masanız için süs eşyası olamaz.

Kranke Nieren sind keine Dekoration für eure Kaffeetische.

Mısır satıyorum. Kambiyoda eşya taciriyim.

Ich bin Rohstoffmakler an der Börse.

Çöp, çanta, paspas, kova, süpürge Onlar senin eşyaların.

Müllbeutel, Wischmopp, Eimer, Besen, das sind deine Werkzeuge.

Click to see more example sentences
eşya Sache

O zaman eşyalarını topla.

Dann pack deine Sachen.

Eşyalarını topla. Eve gidiyoruz.

Pack deine Sachen, wir fahren.

Bazı eşyalar almam gerek Bay Bichfield için.

Ich muss ein paar Sachen holen für Mr. Birchfield.

Click to see more example sentences
eşya Zeuge, Zeug

Shelby'nin daha fazla eşyaları.

Oh, mehr von Shelbys Zeug.

Her yerdeki kırık eşyalardan ve feci dövülmüş cesetten, patron.

Überall zerbrochenes Zeug und eine übel zugerichtete Leiche, Boss.

Arkada bir kutu dolusu eşya var.

Da hinten ist eine Box mit Zeugs.

Click to see more example sentences
eşya Gegenstände

Şeytani ruhlar eşyaların değil, insanların içine girer.

Dämonische Geister bewohnen keine Gegenstände. Sie bewohnen Menschen.

Kişisel eşyalar buraya.

Persönliche Gegenstände hier.

Bay Rubio, mahkûmlar birbirlerinden şahsi eşyalar çalar mı?

Mr. Rubio, stehlen Insassen persönliche Gegenstände voneinander?

Click to see more example sentences
eşya Gepäck

Bayan Piggott'ın eşyaları.

Miss Piggotts Gepäck.

Ve fazla eşya almayacağız.

Und reist mit leichtem Gepäck.

eşya Souvenir

Ben hatıra eşya satmıyorum.

Ich verkaufe keine Souvenirs.

Bana hediyelik eşya getir!

Bring mir ein Souvenir zurück!

eşya Besitz

Sebastian Renner'in kişisel eşyaları.

Sebastian Renners persönlicher Besitz.

Birisi, sanırım kim olduğunu biliyorum, Batibat'ın ağacını kesti ve ondan kurbanlarınızın sahip olduğu eşyaları yaptı.

Jemand und ich denke, Ich könnte wissen, wer nahmeineBatibatden Baum,und kamesin Artikelgemacht IhreOpfer Besitz.

eşya Ware

Franklin Mint yada değil, hasarlı bir eşya.

Franklin Mint oder nicht, das ist beschädigte Ware.

eşya habseligkeit

Sandy'nin tüm özel eşyaları orada.

Sandys gesamte Habseligkeiten sind da drin.