enstrümanın

Sen de enstrüman çalıyor musun?

Spielen Sie auch ein Instrument?

Bu güzel, mükemmel enstrümanın çok özel bir değeri var.

Dieses herrliche, wundervolle Instrument hat einen besonderen Wert.

Şimdi de dört farklı enstrüman ailesinden aynı Purcell temasını farklı biçimlerde dinliyoruz.

Nun spielen die vier Instrumentengruppen nacheinander dasselbe Thema von Purcell.

Bir enstrüman çalmaya başlamalısın, Nick.

Du solltest ein Instrument lernen, Nick.

Burada enstrüman yok mu?

Gibt es hier keine Instrumente?

Doğa da, ölümcül hastalığı yok etmek için enstrümanlar yaratır.

Die Natur erschafft Instrumente, um die Krankheit auszulöschen.

Paha biçilmez bir enstrüman bu.

Das ist ein unbezahlbares Instrument.

Mirza harika enstrümanlar satıyor

Mirza verkauft wunderbare Instrumente.

Bu enstrümanlar çok hassas.

Die Instrumente sind sensibel.

Enstrümanı artık bir keman değil, o yaşayan bir şey, üzüntü ve korkuyla ürperten bir şey.

Sein Instrument ist keine Geige mehr, es ist ein lebendes Wesen, das vor Furcht und Trauer schluchzt und schaudert